27 Temmuz 2010 Salı

DÜNYA KOLPASI




















Ne derseniz haklısınız, tamam ama hemen çemkirmeyin sevgili okurlarım, biliyorum uzunca bir müddet ayrı düştük. Elbette birçok kişisel mazeretim var ama sizleri ihmal etmenin karşısında duracak güzel bir mazeretim olmadığını anladığım anda gördüğünüz üzere kedi gibi oldum birden.

Geç kalınmış bir yazı olduğunu düşündüğüm "dünya kolpası" ile, başlıktan da anlayacağınız gibi, geride bırakmış olduğumuz Güney Afrika 2010 Dünya Kupası hakkında sizlerle paylaşmak istediğim bir takım düşünce ve tespitlerim var. Daha da geç kalmadan en iyisi birkaç ana başlık altında durumu irdeleyelim.

1- TRT

Çemkirmelerimin ilk hedefinde "Türkiye Radyo Televizyon Kurumu" adı altında yayın yapan bu sikko kurum var. Teknolojik yetersizlikleri olsun, canlı maç yorumcusu olsun, reklam aralarında maç yayını yapar havası olsun, zaten futbol olarak renksiz ve zevksiz geçen kupayı daha da boktan hale getirerek adeta "Türkiye Rant Televizyonu" haline geldi. Dünya Kupası yayını için hazırlanan animasyonda afrikalı bir çocuğun elinde topuyla, yanlış hatırlamıyorsam "genaaa poo" demesiyle birlikte hayya ale's-salah(haydi namaza) tadında "haydi reklama" anlayışını benimsemiş bu kurum final maçına kadar ne devre arasında ne de maç sonrasında hiçbir futbolcuyla röportaj yapmayarak ağza alınmayacak küfürlerin hedefi olmuştur.

2- Ömer Üründül

"Aman abi, gözünü seveyim hiç girmeyelim" dediğinizi duyar gibi olsam da saçına aklar düşmüş bu muhterem zat için birkaç cümle söylemeden geçemeyeceğim sevgili okurlarım, geçersem pipim şişer. TRT'nin şahsen diğer kaliteli yorumculara para ödemekten kaçıp "uygun fiyata bağladığı" bu muhterem zat, Dünya Kupası duysal zevkimi yok edip, birbirinden saçma ve birebir aynı cümlelerden oluşan yorumlarıyla, ayriyetten yanlış futbolcu isimleri telaffuzuyla beni benden almış, seni de sana bırakmamıştır. "20 kelime ile futbol yorumculuğu" adlı bir kitap yazmaya karar verirse Allah sizi inandırsın en büyük destekçisi ben olurum. Kendisinin en çok kullandığı kelime ve sözcük öbekleri her maçtan sonra uyku saatim geldiğinde başımı yastığa koymamla birlikte adeta beynimde çın çın çınlıyordu. "Ermaaaan, kollektif oyna laan top!", "Jabulani gibi sekme laaan, tutamıyorum!", "Çooooooooook!", "Varyasyona geeel varyasyonaa!", " Yemeğini yee yoksa seni kaleye sırtı dönük forvetlere vericem laaan!", "Defans ve orta saha bloklarının arasındaki mesafede neler olur neleeer laan bana baak!"...Kanter içinde uykudan uyandığımı bilirim sevgili okurlar, hatta ve hatta bu adam yüzünden plazma yerine lcd aldım ki tv'yi kapatınca silüeti bir kaç saniye daha ekranda kalmasın psikolojimi bozar diye.

3-Vuvuzela

Çok açık konuşacağım sevgili okurlarım, Allah üreteninin de, çalanının da , çaldıranının da, sesini filtreleyemeyenin de bin belasını versin. Böyle bozucu nitelikte bir zımbırtının eşine menendine rastlamadım. Maç mı izliyoruz, kovandaki arıların cinnet geçirip toplu halde kraliçe arıya tecavüz etmesini mi dinliyoruz, ben bilemedim. Sesi kıssan olmuyor, açsan hiç olmuyor ne bok yiyeceğimi kupanın sonuna kadar bilemez bir halde aldığım tv markasına küfürü bir borç bildim. Bu noktada LG mühendislerinin de altın suyuna batırılması gereken bir takım organlarının olduğu gerçeği çarptı gözüme. Adamlar gitmiş vuvuzela dahil bir çok sikko sesi filtreleyen bir yazılım koymuşlar ürettikleri tv'lere. Ayakta alkışı bırak, nerelerde neler yapılır bu mühendislik karşısında.
Herşeyi geçtim bari vuvuzela sesiyle tribünlerin sesi değil de Ömer Üründül'ün sesi bastırılsaydı da en azından günü kurtarsaydık. Baktım o da olmadı yazıklar olsun dedim tv'ye tükürdüm, sonra gittim iz kalır diye mikrofiber bezle sildim.

4-Hakem Hataları

Ya arkadaş bunların yaptıkları hataların yarısını Turkcell Süper Lig'de yapsan, ne .bneliğin kalır, ne satılmışlığın, ne de karın, kızın, bacın, anneannen. Çizgiyi geçmeyi bırak, kalenin ortasından dışarı çıkan topları görmeyen, 3m lik ofsaytları yakalayamayan, saçma sapan kartlar gösterip, asıl göstermesi gereken kartları göster(e)meyen, birbirinden laçka orta ve yan hakemler birçok sonuca doğrudan etki edip bu boktan kupada bizim de bir tuzumuz olsun demişler, ne de güzel eylemişler. Ofsayt ve korner bayraklarının üzerine oturtacaksın bunları ki ibret olsun diğer hakemlere de neyse şimdi diğer planlarıma hele hiç girmeyeyim çoluk çocuk da okuyor bu blogu. Ayriyetten aile blogumuz da vardır, klimalıdır, mlimalıdır.

5-İğrenç futbol

Maçların %95'ini izlemiş biri olarak diyebilirim ki ben daha önce bu kadar rezalet futbol oynanan bir dünya kupası daha izlemedim sevgili okurlarım. Mexico 86 dan beri ananemle birlikte takip ettiğim kupalar arasında en iğrenci olmaya layık gördüğüm Güneyk Afrika 2010 çerçevesinde, antrenörlere ve teknik direktörlere, seyir zevki yüksek ve teknik kapasiteleri ölçülemez oyuncuları yok edip yerlerine robotumsu, hızlı koşan ve pres yapan, karşı tarafa da kendi takımına da futbol oynattırmayan, ofanstan çok defans yapan bir sürü denyo futbolcuyu yarattıkları için kendilerinden utanmaları gerektiğini söylemekten öteye gidemiyorum ne yazık ki. Kupayı alan İspanya'nın yaptığı 10 pastan 8 ini geriye ya da yanına yaptığı gerçeğiyle yüzleşmek istemiyorum ben ya. Ben Ronaldo'ları, Rivaldo'ları, Zidane'ları, Beckham'ları, Zubizaretta'ları, Ronaldinho'ları geri istiyorum sevgili okurlarım. Messi'ymiş, Cristiano Ronaldo'ymuş hepsininin gördük me mal olduklarını dünya kupasında. He şimdi diyeceksiniz kötü oyuncular mı? Değil. Ama dünya kupası futboluna bir gram birşey katmadılar, ayakları kırılsın merdiven çıkamasınlar, terbiyesiz herifler. Ayrıca dünya kupasında atılan herhangi güzel bir çalımı hatırlayan varsa da kaleye mum diksin.

6-Diego Forlan

Hep yerdim, sövdüm, aşağıladım, bokladım ama bir adam var ki bana dünya kupası hala kurtarılabilir mesajı verdi. Şahsen eski dünya kupaları tadında futbol oynayan ve beni izlerken son derece keyiflendiren tek oyuncu olan Urugay forveti Diego Forlan. Dünya kupasının en iyi oyuncusu ödülünü almakla kalmayıp, Tsubasa konseptiyle oluşturulmuş kendi adına bir de kısa çizgi filmi yapılan bu güzide oyuncu attığı birbirinden güzel goller ve paslarla dünya kupasına dair ümitlerimizi bir sonraki turnuvaya taşımıştır. Adı güzel kendi güzel Diego Forlan'ı blogumuzdan bir kere daha tebrik etmek istiyor, ilerleyen yaşına rağmen herkese "top nasıl oynanır" sorusuna cevap niteliğinde futbolunu göstermesinden ötürü sapsarı saçlarını okşayıp masmavi gözlerinden öpüyorum. Forlan, Fener'e gelsene lan ölümü gör.

7-Larissa Riquelme

Erkek okuyucularımın başlığı okumalarıyla beraber "aaaah ahh!" şeklinde iç geçirdikleri Paraguay'lı manken kızımızı ilk olarak göğüslerinin arasına sıkıştırığı cep telefonuyla tanıdık, sonrası da zaten kendiliğinden geldi. Ergenliğini yaşamaya yeni başlamış veya en hararetli noktasında yaşayan binlerce futbolsever kardeşimizin dimağlarını süsleyen bu kızımız kelimenin tam anlamıyla bütün taraftarları geride bırakarak birçok yerimizde taht kurmuştur. Sevgilim olmasından dolayı daha fazla ayrıntıya giremeyeceğimden ötürü beni anlayışla karşılayacağınızı ümit ederekten, başlığı kopyalayıp google'da aramanız durumunda başınıza geleceklerden dolayı mesuliyet de kabul etmemekteyim sevgili okurlar. Enter at your own risk.


Velhasıl kelam ben bu dünya kupasından bir bok anlamadım sevgili okurlarım. Anlayan da görmedim. Bank Asya liginde bile daha kaliteli maçlar izlediğimizi düşünürsek, nereye gidiyor lan bu milli futbol anlayışı diye karar kara düşünmemek elde değil. Elde değil de nerde diyenler çıkabilir, doğaldır, ama cevabının yeri burası değil ne yazık ki. Teknik oyuncuları nasıl geri getirebiliriz bilemiyorum ama onlarsız futbol ne yazık ki hiçbirşeye benzemiyor. Anlatmak istediklerimi anladınız diye düşünüyor ve lafı daha fazla uzatmadan hepinize Ömer Üründül'süz maçlar diliyorum sevgili okurlar. Meğersem bu blog bizim evimizmiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails