17 Nisan 2010 Cumartesi

TEKSTİL İNGİLİZCESİ

Sevgili okurlarım, yaşadığınız ve gördüğünüz üzere havalar ısındı, vücutlar açıldı. Kazakların yerini t-shirtler, kadife pantolonların-kotların yerini incecik taytlar, mini şortlar, etekler ve kapriler almaya başladı. Ancak gözlerden kaçan büyük bir tehlike yeniden hortum hortum hortlamanın arifesinde bizleri bekliyor, her köşebaşında adeta pusuya yatıyor. Ve işte karşınızda yaz mevsiminin en büyük tehlikesi; Tekstil İngilizcesi!

Cahiliye dönemimizde hangimiz giymedik ki, o üzerlerinde birbirinden manasız ingilizce tamlamalar, terimler ve ideolojiler barındıran o birbirinden nadide ürünleri.Hangimizin beyni sulanmadı ki, ilköğretim yıllarımızdan itibaren başladığımız ingilizce öğrenimimizle tamamiyle çelişen sözcük gruplarının tarifsiz yerleşimleriyle karşılaşınca.

Ya sevgili okurlarım herşey bir yana, bu nasıl bir kültürdür nerden çıkmıştır piyasaya, anlamış değilim. En büyük markalardan tutun da salı pazarına, ihracat fazlası ürünlere kadar tüm tekstil ürünlerinin üzerinde, okuduğum andan itibaren beni bambaşka duygu, düşünce ve dünyalara sevk eden birbirinden güzide ingilizce yazılar yazmakta. Geçen gün Bağdat Caddesi'nden Kadıköy istikametine giden bir dolmuşa binmemle, "syntax error" vermem bir oldu. Şöförün üzerindeki sweat-shirt'ün göğüs bölgesinde "Secret Defense,The Real Army Worker, Street Games" yazıyordu. Girdiğim edebi komadan çıkmamla birlikte bir de baktım ki son duraktayım.

Vapura bineceğimden dolayı mutluydum çünkü deniz havasının bu tip durumlara iyi geleceği düşüncesindeydim. Akbil gişelerinden geçip, tam mutluluğa yelken açacağım sırada bir darbe de vapuru bekleyen bir teenage'den geldi. "Seven Ocean's Sailing Master, Navigator 3000, Neptune, Water Power" yazan t-shirt'üyle beynime tecavüze kalkıştı.

Dedim bu iş böyle olmayacak, en iyisi okumamaya çalışmak. Aklıma güzel şeyler getirip onları düşünmek. Vapura binip martıları izlediğim bir sırada çıktığım bu psikoloji, bir diğer arkadaşın kapşonlu sweat'inde yazanları gayri ihtiyari okumamla tekrar bana doğru koşmaya başladı. "Turbo Power 72, Speed, Driven, Roadrider, Gasoline, Why not make a smart?"! Ne yapacağımı bilemez bir şekilde içeriye girmek istedim ama nafile, kaçış yoktu. Vapurun kantininde tost yemekte olan bir arkadaşın t-shirt'ü, bundan kaçış yok dercesine yazılarla doluydu; New Fashion Style, Empowering Technology, This is the art".

O kadar zor durumdaydık ki sevgili okurlarım, kelimelerle ifade edemem. Tam beynimi teslim etmek üzereydim ki birden ezan okunmaya başladı. Allahu Ekber, Allaaahu Ekber!!!... Neil Armstrong'un ay yüzeyinde gezinirken ezanı duymasıyla eşdeğerdi bu sahne. Ben de neresinde olduğumu bilemediğim bir galaksiden birden ezan sesiyle dünyaya dönmüştüm. Hala umut vardı. Ezan sesiyle sorguladığım yaşantımda bu tip umutsuzluklara kapılmamam gerektiği sonucuna ulaştım. Elim ayağım tutuyordu, sağlığımda yerindeydi, çok şükür deyip Beşiktaş'taki ingilizce parçalanmış tekstil ürünlerinin arasına attım kendimi. Bir nevi sınava tabii tuttum bünyemi diyebiliriz. Hepsini inadına okumaya başladım. "Captain 33, Snowboard Factory, Under Sea Level, Soccer Party, Oklahoma State Warrior, High Quality Fashion, %100 Human Denim, Where is the soul?, National Golf Club"... Artık hiçbiri bana etki edemiyordu. Derin bir "ooh" çektikten sonra bir kez daha huzurun İslam'da olduğunu gördüm.

Sevgili okurlarım anlayacağınız bu yaz işimiz her zamankinden daha da zor, çünkü tekstil ürünlerinin fiyatlarındaki büyük düşüşle beraber herkes bu tür ingilizce yazılar içeren ürünlere kolaylıkla erişmekte. Çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitimlerine tamamen ters düşen bu yazılardan etkilenmemesi adına toplumca bu tür yazıları içeren ürünleri alıp giymezsek çok akıllıca bir iş yapmış oluruz diye düşünüyorum. Eğitim seviyemizle giydiklerimiz arasındaki önemli ilişki de bu noktada ortaya çıkıyor deyip sizleri derinden etkileyeceğini düşündüğüm birkaç örnekle başbaşa bırakıyorum. Örneklerdeki ingilizce doğru kullanılmış olsa da, bu sefer de ne manaya geldiğini bilmemekten kaynaklanan dumuri durumlar diyebiliriz. Ayrıca gözleri yeterli derecede göremeyen okurlarım için eklemek istiyorum ki, en sağda gördüğünüz arkadaş "God's Busy, Can i Help You?" yazılı ve şeytan baskılı sweat-shirt'üyle camiide namaz kılmakta. Vah bana vahlar bana.














Madalyonun diğer yüzünü de gördükten sonra artık boynumuza takmanın vakti geldi diyebiliriz sevgili okurlarım. Manasız veya manasını bilmediğimiz yabancı dildeki yazılarla bezenmiş tekstil ürünlerinden kaçmanın gerekliliğini hep beraber özümsediğimizi düşünerek hepinizi göz kapaklarınızdan öpüyorum. Şimdi ise bütün bu yazdıklarımı unutup, dışarı çıkıp "The Turbo Blog, Super Writer 34, High Quality Topic, Massachusetts Bloggers Club" yazılı tişörtümle fırtına gibi eseceğim. Buna istinaden siz de esen kalın canlarım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails