8 Nisan 2010 Perşembe

ERMANATIONAL GEOGRAPHIC: DOĞADAKİ İLK MÜHENDİS BOK BÖCEĞİ

Sevgili Ablog Sublog Blog okurları, gün geçmiyor ki size faydalı olan bir bölüm bloğumuzda kendine yer bulmasın. İşte size bir yenisi daha; Ermanational Geographic. Bu yeni bölümde birbirinden ilginç doğa olayları ve kahramanlarını ele alıp, doğanın gücü karşısında kah eğileceğiz, kah doğrulacağız. Birbirinden bilimsel ve öğretici konularla bilimin ışığında bronzlaşacağız. Bugün ele alacağımız konu başlıktan da anlaşılacağı üzere "bok böcekleri". Bugüne kadar ismi sebebiyle hor gördüğünüz bu ulvi canlıya yazımız sonrası duyacağınız saygının derecesini siz bile tahmin edemeyeceksiniz sevgili okurlarım. Hatta ağızlarınız ona bir kez daha "bok" demeye varmayacak.Girizgahımızı bitirip bölümümüzün startını vermenin tam zamanıdır diye düşünüyorum.

Bok böceği dediğimiz canlı tabiri caizse doğadaki ilk mühendistir sevgili okurlarım. Bu kanıya uzun ve uğraşlı araştırmalardan sonra vardım desem, herhalde yanlış olmaz. Bok böceğinin asaletli ve vakur duruşunun altında bir matematik dehası yatmaktadır. Şimdi kendisinin bizi kırmayıp Ermanational Geographic için özel olarak verdiği poza bir göz atalım isterseniz. Kendisiyle yaptığımız röportajı da birazdan sizlerle paylaşacağız. Dilerseniz önce bok böceğinin eşsiz özellikleri hakkında kısa ama çarpıcı bilgilere geçelim.

Bok böcekleri 30 adet olan parmaklarıyla kendi ağırlıklarının tam 1141 katını itebilir ve çekebilirler. Bu da 70kg bir insan ağırlığı bazında ortalama 80ton civarında bir ağırlığa tekabül etmektedir. Kendisi bu önünde durulamaz gücünün yanında vücudunu yeterince geliştirdiğini düşündüğü an, matematik ve fen alanında çalışmalar yaparak zekasını da geliştirmiş ve tam manasıyla böceklerin Einstein'ı pozisyonuna yükselmiştir.

Yumurtalarının güvenliğini sağlama amacıyla başlattığı projesi doğada ses getirmiş ve insanoğluna birçok alanda ışık tutmuştur. Bok böceği yumurtalarını saklamak için sıcak ve güvenli bir ortam bulma amacıyla boku tercih etmiş, akabinde yaptığı türlü hesaplamalar ile optimum yumurta güvenliğini sağlamayı başarmıştır. Şimdi kendisiyle olan röportajımızı yayınlayarak aklınızda kalan soru işaretlerini bir bir giderelim sevgili okurlarım.

Erman:Öncelikle bu yoğun mesainiz arasında bizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz sayın bok böceği.

B.B: Rica ederim benim için büyük bir onur bu blogda sizlerle olmak.

Erman: Bize optimum yumurta güvenliği projenizden biraz bahseder misiniz acaba?

B.B: Tabii ki. Aslında herşey hamile kalmamla başladı. Siz de tahmin edersiniz ki, canlılar ana olduktan sonra daha farklı düşünmeye başlıyor. Bende evlatlarımın güvenliğini sağlayabilmek için bir ana içgüdüsüyle azmi birleştirip ortaya çok başarılı bir proje çıkardığımı düşünüyorum.

Erman: Okurlarımız için biraz detaylandırabilir misiniz acaba projenizi?

B.B.: Elbette. Öncelikle yumurtalarımı belirli bir süre sıcak tutabilecek, ayrıca titreşimleri sönümleyerek onlara zarar gelmemesini sağlayacak bir ortam hazırlamam gerekiyordu. Ben de doğadan temin edebildiğim birkaç malzeme arasından boku seçtim. Sıkıştırılmış bok yüksek mukavemeti sebebiyle projem için biçilmiş kaftandı adeta. Daha sonra bokun güvenli, sessiz ve sakin bir ortama transport etme gereksinimim ortaya çıktı. Ben de 3 boyutlu geometrik şekillerden en uygunu olan kürenin bu işlem için mükemmel olacağını düşündüm ve boktan kopardığım parçayı küre şekline getirmeye karar verdim. Böylelikle arka ayaklarımla boku sürükleyerek istediğim yere götürebilecektim.
















Erman: Peki hiç zorluklarla karşılaşmadınız mı acaba projenin bu safhasında?

B.B.: Karşılaşmaz olur muyum. Yaptığım hesaplamalarda elips şeklindeki yumurtalarımın toplam hacminin 4/3 π r3 olan kürenin hacminin yarısı kadar olması gerektiğini gördüm. Bu şekilde titreşimlerden etkilenmeyerek güvenli şekilde transport edebilecektim. Kürenin hacmini bulduktan sonra yumurtalarımın hacmini hesapladım. Elips şeklindeki olduklarından hacimlerini hesaplamada bayağı bir zorlandım çünkü sferoyid düzlemde 4/3 π abc olan elips hacminin parametlerini hesaplamak gerçekten büyük uğraş isteyen bir işti. Birkaç hatalı hesaplamadan sonra optimum hacmi bularak yumurtalarımı boka yerleştirdim ve istediğim yere sürükleyerek götürmeyi başardım.

Erman: Gerçekten çok etkileyici. Peki sonra?

B.B.: Teşekkür ederim. Sonrası küre şeklindeki boku, yumurtalardan yavrularım çıkmaya başlayana kadar, yani 24 gün sürecek olan süreçte güvenli olmaları için, toprağın altına gömmeye karar verdim. Kürenin çapı kadar genişlikte ve çapının 1.5 katı derinliğinde bir çukur açarak içine yerleştirdim.

Erman: Yavrular yumurtalardan çıkmaya başladıklarında nasıl zorluklarla karşılaşmışlardır kim bilir. Bunun için bir önlem aldınız mı peki? Ne bileyim bir yol falan kazdınız mı dışarıya doğru mesela?

B.B.: Hayrı daha pratik bir çözüm buldum. Yavrularımın gücü boku ve toprağı delmeye yetmeyeceğinden bokun içinden çıkmaları imkansızdı. Ben de boku bir çözücü yardımıyla dağıtarak yavrularımın serbest kalmasını sağladım. 24 gün sonra kazdığım yerden boku çıkararak suya doğru götürüp, bıraktım. Suda çözünen bok, yavrularımı serbest bırakarak karaya çıkmalarını sağladı.

Erman: Gerçekten muhteşem bir proje. Tebrik ediyorum sizi sayın bok böceği. Harikulade bir iş başarmışsınız.

B.B: Çok teşekkür ederim. Onore oldum. Kakanız gelince haber verirseniz beni çok mutlu edersiniz sayın Erman.

Gördüğünüz üzere sevgili okurlarım bok böceğinin akıl almaz projesi bugün birçok mühendise ilham kaynağı olmuş ve belki de tekerleğin icadında başrolü oynamıştır. Doğanın bu gizli kalan hazinesini Ermanational Geographic'te gün ışığına çıkarmak istedik. Umarım hepinize faydalı olmuştur. Bir dahaki kahramanımıza kadar hepiniz doğayla kalın, boku yabana atmayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails