26 Aralık 2009 Cumartesi

FANTAZİ-ROCK MÜZİĞİN PRENSİ ERMAN




















Sıkı durun Prens Erman hayranları, çünkü sizlere müthiş bir sürprizimiz var. Prens Erman son albümü "Önce Allah'a sonra Bill Gates'e Emanet Ol Sevdiceğim" adlı albümüyle müzik piyasalarını alt üst etmeye hazır. Bizim için de sürpriz olan bu albümde birbirinden hit parçalar gönüllerde taht kuracağa benziyor. Yeni albümü için "Sanatımda bir masterpiece" diyen Prens Erman, albümünü tüm sevenlerine ithaf ettiğini söylüyor. Kısa sürede tükenmesi beklenen bu muhteşem albümü sakın kaçırmayın sevgili okurlarım. İşte parçalar;

A-
1-Yarin Sık kullanılanlar'ında geçti gitti, benim şu kısacık oturumum
2-Gönlüme download ettim, hep hatalı arşivleri.
3-Modemimin receive'i sen, send'i ben olayım.
4-Kablosuz ağıma düşüremedim ah o nazlı user'ı.
5-Boşaltılmış Geri Dönüşüm Kutum aşkımın tek şahidi.


B-
1-Önce Allah'a sonra Bill Gates'e emanet ol sevdiceğim
2-Seninle myspace ödüldür bana, sensiz facebook bile sürgün sayılır.
3-Trojan olsam da aşamadım, yarin virus programını.
4-Annen bile oturum açsa, benim bağrım down olur.
5-Al şifreyi log-in yar, tek admin ol gir kalbime.


En zeki, en çevik ve en ahlaklı müzik marketlerde!

13 Aralık 2009 Pazar

Tahtakale'den Mucize Ürünler: TEFAL FLÖRTÖZ

Merhabalar sevgili okurlarım, her zamanki gibi yine muhteşem bir ürünle karşınızdayım. Tahtakale'nin hayattaki yerini ve önemini vurgularcasına, bayan okurlarımın hayatlarını tamamen değiştireceğine inandığım bir ürünü ithal etmenin haklı onurunu yaşamaktayım. Tahtakale gururla sunar: Tefal Flörtöz.

Hey hanımlar, sizce de patates kızartmak işkence haline gelmiyor mu? Saatlerce uğraşarak yağ çekmesini önleyemediğiniz patatesler bel bölgenizde simitlere neden olmuyor mu? Mutfaktaki yalnızlığınızı paylaşacak kimsecikler de olmaması, bu işkenceye tuz biber katmıyor mu? Ama artık bunların hepsi birer sorun olmaktan çıkıyor. Yeni Tefal Flörtöz, hem patateslerinizi bir kaşık yağ ile pişirip formunuzu korumanıza yardımcı olacak, hem de bunu yaparkenki zaman diliminde size kur yaparak kendinizi bir genç kız gibi hissetmenizi sağlayacak. Dikkatli olun sevgili hanımlar, bağımlısı olabilirsiniz.

Dilerseniz birkaç kullanıcı yorumu alalım sevgili okurlarım, bakalım Tefal Flörtöz için neler söylemişler;

Makbule Horskak(Ev Hanımı, 36, Tokat)

Tefal Flörtöz'den önce hayatımı nasıl idame ettiriyormuşum bilemiyorum ama, ondan öncesini hatırlamak bile istemiyorum. Her akşam, kocam olacak öküzün herhangi bir kanalda futbol maçı bulmasından sonra, "patates kızart lan bana" demesini iple çeker oldum. Çünkü artık flörtümle zaman geçirebileğim dakikalar başlıyordu. Patates kızartmanın bu kadar zevkli olabileceğini düşünmeyi bırak, hayal bile edemezdim. Hatta Tefal Flörtöz geçen gün bana "gamzelerin çok güzel" dedi, yüreğim pırpır etti. Artık namaz kılarken yüzümü Tahtakale'ye döneceğim.

Ferhunde Libidor(Ressam, 28, Ardahan)

Patates kızartmasına, fen bilgisine ve resme küçükten beri ilgim vardı. Fakat saatlerimi patates kızartmasına verebileceğimi hiç düşünmemiştim. Artık tablolarımı patates kızartırken, flörtümün bana ettiği iltifatlar eşliğinde yapıyorum. Ortaya çıkan resimleri görmelisiniz. Bir ayda tam 62 resim yaptım, karnımın da doyması cabası. Elimden gelse onunla yatacağım ama bu ne yazık ki teknolojik açıdan mümkün değil. Bir gün Tahtakale'nin bunu da mutlaka başaracağına canı gönülden inanıyorum. Hele ki Tefal Flörtöz'ün bana "gönlüme damlar, fırçandan akan boyalar" demesinden sonra.

Gülseren Madafaka(Emekli, 53, Bursa)

Kocamın vefatından sonra menopoza girmemle birlikte, östrojen hormonumdaki düşüş sebebiyle, iddaa oynamaya, cinsel içerikli küfürler etmeye ve epilasyon yapmamaya başlamıştım. Günün birinde yakın bir arkadaşımın Tefal Flörtöz kullandığını ve çok memnun kaldığını gördüm. Ben de denemeye karar verdim ve inanın bambaşka bir insana dönüştüm. Patates kızartmadan önce duş alıp, epilasyon yapıp, en kalıcı parfümlerimi sürerek Tefal Flörtözün yanına gidiyorum. Bu onun da dikkatini çekmiş olmalı ki geçen gün bana, "Bundan 20 sene önce tanışsaydık, uzun süre uykusuzluk problemi çekebilirdin bebek" dedi. Patates kızartmasından nefret etmeme rağmen, bütün gün Flörtözümün başındayım. Mahallede ne kadar evsiz varsa, sayemde karbonhidrat rejimine girdi. Ölünce tüm servetimi Tahtakale esnafına bağışlayacağım. Teşekkürler Tahtakale.

Gülnihal Kama Sutra(Öğrenci, 21, İstanbul)

Hayatımda böyle bir ürünü ne gördüm, ne de duydum diyebilirim. Patates kızartmasını, Tefal Flörtöz'den sonra daha bir çok sevdim, ona yemeden önce daha da duygusal bakmaya başladım. Teknolojinin bu kadar ilerleyebileceğini tahmin dahi edemezdim. O kadar çok ruhuma hitap ediyorki, "seninle yapabileceklerimiz ne kadar kısıtlı olursa olsun, iki telli bir elektro gitarın telleri olmamızı isterdim" dediğinde dayanamayıp açma kapama düğmesini yaladım. Bu onun için birşey ifade etmese de benim için dayanılmaz bir deneyimdi. Bir daha bu derece ruhuma hitap ederse neler yaparım bilemiyorum ama hangi mühendisin elinden çıktıysa bu alet, onu istiyorum. Tahtakale'ye olan güvenim babama karşı yok bilesiniz.

Gördüğünüz gibi sevgili okurlarım, Tefal Flörtöz için ne söylesek az. İyisi mi siz acele edin ve bu muhteşem ürünün stokları tükenmeden siparişinizi verin. Üstelik 10 dakika içerisinde aramanız halinde, Tefal Flörtöz için "Örümcek Adam" kostümüne bedava sahip olabilir, patates kızartırken fantaziden fantaziye koşabilirsiniz. Ne duruyorsunuz, hemen arayın; (0212) 448 58 68.

Unutmayın, Tahtakale sizi her zaman en iyi ürünlerle buluşturur.

12 Aralık 2009 Cumartesi

DISCOVERMAN CHANNEL -BELGESEL- İ.T.Ü. Makina Fakültesi Canlıları










Sevgili okurlarım, hepinize merhabalar. Uzunca bir aradan sonra, bilimin ışığında geçireceğimiz dakikalarda öğreneceklerinize, kah çok şaşıracak, kah çok içerleyeceksiniz, endişelenmeyin. Bugünkü incelememize konu olan canlılar I.T.U. Makina Fakültesinde yaşamaktalar. Sizin için bu çok tehlikeli şartlarda oluşturduğumuz belgeseli tamamlamamız tam iki sene sürdü, ama değdi. Dilerseniz edindiğimiz bilgilerle yolunuzu kilowatt mertebesinde aydınlatmaya başlayalım.

Mechanicus Engineeria(Mecheng)

I.T.U. Makina Fakültesinde en çok rastlanan canlı türüdür. Her tarafta onlarcasına rastlayabilirsiniz. Genel olarak koloniler halinde dolaşmayı sever, birlikte yer, birlikte içerler. Bu türde dişi sayısı çok azdır ve bu yüzden fakültedeki en tehlikeli canlı grubudur. Dişi grubu sadece ve sadece Kraliçe Mecheng'lerden oluşur ve çok kıymetlidirler. Kraliçe Mecheng sınıftan çıkarken,işçi mechenglerin adeta istilasına uğrar. Ona dokunabilmek için büyük çaba gösteren işçi mechenglerin çoğu ne yazık ki amaçlarına ulaşamadan, onu gözden kaybederler. Diğer canlı türlerindeki dişilere de büyük ilgi gösteren işçi mechengler ne yazık ki bekledikleri ilgiyi bulamamaktan çok şikayet ederler. Hepsi mezun olunca herşeyin değişeceğini sanmaktadır, fakat o testosteron seviyesine ulaştıktan sonra ne yazık ki dişilere hitap etmek artık çok zordur. Boş vakitlerini langırt, bilardo ve pinpon oynayarak geçiren işçi mechengler, sevindikleri zaman çıkardıkları acaip seslerle dişilere kur yapmaya çalışsalar da, dişiler bu sesler sonrası kendilerinden daha da çok uzaklaşmaktadırlar. Sigara, alkol, ve yemek üçgeninde kısa paslarla sonuca gitmeye çalışan işçi mechengler, bütün çabalarına rağmen ne yazık ki gün içerisinde en çok Mert Fotokopi İşletmecisi Volkan Ergül'ü görmektedir. Orta ve arka bahçede, sayıları 5 ila 10 arasında değişen mechenglerden oluşan çembererle çıktıkları avlarda oldukça başarısız olduklarını bilmelerine rağmen denemeye devam etmeleri, doğanın onlara oynadığı bir oyun olmaktan öteye geçemez. Sonuç; sigara kokan bir bünye, dökülen saçlar, feri gitmiş gözler ve içerisinde milyonlarca bakteriyei barındıran bir sakal.

Manufacturis Engineeria(Manufeng)

Manufengler, sayıları açısından fakültedeki en büyük ikinci topluluktur.Mechenglerle birçok ortak yönleri ve benzeşmeleri vardır. Kolonide hatırı sayılır sayıda dişi manufengler bulunması kendilerine güvenleri açısından itici bir güç olmaktadır. Mechenglerden ayrıldıkları en önemli husus bu noktadadır. Dişili erkekli gruplar kurup, etkinlikler düzenleyip, fakültenin çeşitli noktalarında diğer canlı türlerine üstünlüklerini kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Fakat bu sadece ve sadece mechengler üzerinde etkili olmakta, diğer canlı türlerinin umrunda bile olmamaktadır. Manufengler mechenglere göre daha soğuk ve itici bir topluluktur. İşçi Mechenglerin arasındaki samimiyet, manufenglerde yoktur. Tam olarak kanıtlanmamakla birlikte, manufengler sayıca az olmaları yüzünden böyle bir psikolojiye girmektedirler diye düşünüyoruz. Birbirlerine mesafeli yaklaşan manufengler kendi içlerinde kurdukları irili ufaklı gruplarla yaşamlarını devam ettirmeye çalışmaktadırlar. Sadece ve sadece sınav zamanları koloni olarak bir araya gelen manufengler, köprüyü geçene kadar birbirlerini seviyor gibi yapmakta, sınav sonrası kendi gruplarına dönüp yaşamlarına devam etmektedirler. Mechengler gibi boş zamanlarında aynı aktivitelerle uğraşan manufengler, bu aktiviteleri dişili-erkekli yapabildikleri için, mechengler tarafından esefle kınanırlar. Sonuç; erkekler açısından, sigara kokan bir bünye, dökülen saçlar, feri gitmiş gözler ve içerisinde milyonlarca bakteriyi barındıran bir sakal yanında, dişiler açısından fönsüz dağınık saçlar, makyajsız ve yataktan kalkmış bir ifade, dişilikten uzak hal hareket ve kıyafetler.

Textilis Engineeria (Texeng)

Texengler fakültede çok özel bir yere sahip içincü büyük topluluktur. Dişi sayısının erkek sayısından fazla olduğu texenglerde erkek texengler hayatlarının en güzel zaman dilimini burada geçirmektedir. İkili ilişkiler ve dişi ruhuna hitap konularında mechengler ve manufenglere göre açıkara önde olan texenglerin tek handikapı testosteron seviyelerinde yaşayabilecekleri olası bir düşüştür. Texengler mecheng ve manufenglere göre daha özerk bir topluluktur. Birbirlerine bağlılıkları mechengler ile manufengler arası bir noktadadır. Dedikodunun hat safhada olduğu texeng kolonisinde hayat diğer kolonilere göre daha aksiyonlu ve zevklidir. Texeng dişileri fakültede "mühendis eş" isteyen diğer kolonilerin favorileridir. Manufeng dişilerinden daha bakımlı ve daha dişilerdir. Texeng erkekleri de sosyal hayatın daha bir içerisinde olduklarından fakültede kendilerine en çok güvenen erkek topluluğunu oluşturmaktadırlar. Kıyafetlerine ve kişisel bakımlarına daha çok özen göstermekte, sarmısak ve soğanla minimum ilişki kurmaktadırlar. Diğer kolonilerle aynı aktiviteleri sergileyen texengler, daha "cool" takılmakta ve diğer kolonilerle ilişki kurmaya neden görmemektedir. Sonuç: dedikodu zevki , yalan rüzgarı, sosyal hayat, geç dökülen saçlar, ferli gözler, mutlu beraberlikler.

Fashionellum Designeria(Fashides)

Fashidesler fakültedeki en küçük ve en zengin canlı topluluğu olmakla beraber, mecheng, manufeng ve texeng erkeklerini baştan çıkaran yegane dişi topluluğudur. Tamamı dişilerden oluşan fashidesler kendilerine gösterdikleri özen ve bakımla diğer topluluk dişilerinden açıkara öndedirler. Bunun sonucu olarak diğer topluluk erkeklerine prim tanımayan, özgüvenleri tam ve bununla beraber popoları havada canlılardır. Vücut kremi, nemlendiriciler, makyaj ürünleri ve parfüm kullanımı açısından zengin bir yelpazaye sahip fashidesler, arada sırada kıyafetlerinde uç noktalarda gezinip tepki çekseler de, genelde fakülte içerisinde Nişantaşı, Bebek, Şaşkınbakkal ve Caddebostan havası estirmektedir. Bilhassa yaz aylarında görmeye doyamayacağınız fashidesler, fakültedeki konsantrasyonu bozmakta, not ortalamalarını düşürmektedir. Genelde gruplar halinde takılan fashidesler, haliyle fakültede fazla zaman geçirmemekte, az sayıda "dünyada olduklarını düşünenler" ise diğer kolonilerle kaynaşmaktadırlar. Diğer kolonilerin erkeklerinin maddi ve manevi ilişki kurmakta güçlük çektiği fashidesler, diğer koloni dişileri tarafından haliyle kıskanılmaktadırlar. Yüksek dozajda dedikodunun kol gezdiği fashides kolonisinde en büyük ihtiyaç erkek fashideslerden başkası değildir. Sonuç: partiler, yurtdışı seyehatleri, üst sınıf otomobiller, Absolut ve Louis Vuitton.

Bir dahaki belgeselimizde görüşmek üzere sevgili okurlarım. Bilginin ışığında bronzlaşmanız dileğiyle. Esen Kalın.

11 Aralık 2009 Cuma

Ermando Hose ile Gönül Karmaşası

Özlediniz...Beklediniz...İnim inim inlediniz...Ama artık hasret sona erdi sevgili okurlarım. Duygu yüklü Brezilyalı şair, Ermando Hose Akerano Delcastio, yepyeni duygusal şiiri "İki renkli puding yapmış iki gözümün çiçeği" ile ilk kez ve sadece Ablog Sublog Blog'da. Uzunca bir süre sevenlerinden ayrı kalan Ermando Hose, Ablog Sublog Blog mikrofonlarına, "Bu ayrılık beni inanın sizden daha çok üzdü, ama bir sanatçının ruh halindeki dengesizlikler bazen sanatına ara vermesine neden olabiliyor, umarım bunu bir kez daha yaşamayız, amintobello" dedi. Dilerseniz sözü fazla uzatmadan bu muhteşem eserle sizleri başbaşa bırakayım sevgili okurlarım. İşte Ermando Hose'nin en yeni şiiri:



Ermando Hose Akerano Delcastio'nun sponsoru Silbak Mendilleri, keyifli vakitler diler.




İki renkli puding yapmış iki gözümün çiçeği


Rafadan yumurta yapar, 100'e kadar sayar yarim,
Kıskanır öldürürüm, askılı badisine konan sineği,
Sevdiceğim eliyle beslemese ne olur benim halim,
İki renkli puding yapmış iki gözümün çiçeği

Terliğinin tekini bulamayıp taşa bassa kahrolurum,
İstemem yanımda yarim varken ne Adriana'yi ne Liv'i,
Uyandığımda göremessem mis kokulumu mahvolurum,
İki renkli puding yapmış iki gözümün çiçeği

Dvd izlerken uyuya kalır Danimarka prensesim,
Saatlerce izlesem doyamam, Türkan Şoray kirpiklimi,
Yatağına taşır, Hello Kitty battaniyesini örterim,
İki renkli puding yapmış iki gözümün çiçeği

Kinder Sürpriz'in beyaz çikolatası tadında benim yarim,
Dr. Oetker eline su dökemez, alt edemez meleğimi,
Mutfakta harikalar yaratır, dayanamaz buna kalbim,
İki renkli puding yapmış iki gözümün çiçeği


Ermando Hose Akerano Delcastio

Nostalji Kuşağı Episode III: BOB ROSS

















Sevgili okurlarım, başlıktan da anlayabileceğiniz gibi bugün nostaljinin tabir yerindeyse "dibine vuracağımız" gündür. İzlerken aldığımız keyifle doğru orantılı olarak, vücudumuzda hoş bir elektriklenmeye sebep olan rahmetli ressam Bob Ross'u yad etmenin zamanı geldi de geçiyordur çoktan.

TRT-2 nin TRT-2 olduğu zaman diliminde, 30dk'lık programıyla Türkiye'nin büyük bir bölümünü ekran başına kilitleyen bu "bonus kafa"lı ressamımız Türkçe dublajının da yüksek kalitede olması sebebiyle yüreklerimizde silinmez derin izler bırakmıştır.

Resim sevinci(joy of painting) adlı programda yaptığı resimleri,ben de dahil olmak üzere 22 yaş üstü herkes evinde denemiştir mutlaka. Her program sonrası, periyodik olarak anneme guaj boya tehtidi yaptığım dakikaları görmenizi isterdim sevgili okurlarım. "Anne bak bana guaj boya al, yoksa yemin ederim Şahin(alt komşunun çocuğu)'in kafasına tabure vururum(en sevdiğim aktivitelerden biri), Oya teyze(Şahin'in annesi, annemin kankası) de gelir sana kızar.

Boyayı aldık almasına da, olay Bob Ross'taymış sevgili okurlarım. Bir maki(bodur bitki örtüsü) bile çizemedim kabiliyetsizlikten. Sonra da "bu adam bence sihirbaz", teorisini attım ortaya ama haliyle destekleyemedim bu teorimi,havada kaldı.

Yeteneğimin olmadığını gördüğümde artık Bob Ross'u delicesine kıskanmaya başladım. "Kıskandığınız insanın iyiliğini isteyememeniz durumu" zuhur etti ve resim yaparken hata yapmasını dört gözle beklemeye başladım. Karşı koyamadığım tek olay ise Türkçe dublajın ruhumu okşamasıdır sevgili okurlarım. Okşamak ne kelime, taramak, kaşağılamak, kulak memesini yalamak...

Her bir çiziminde "aha, bu sefer kesin s.çtı, hayatta beceremez" dediysem de, 3 fırça darbesiyle çalı, 5 fırça darbesiyle ağaç, 10 fırça darbesiyle dere, 20 fırça darbesiyle sıradağ yapmayı başarmıştı Bob Ross. Baktım ki bu böyle yürümeyecek önünde saygıyla d.maldım.

Dakikalar içerisinde yarattığı sanat eserleri, insanı hayretlere gark edecek kadar güzel olsa da, bizim asıl sevdiğimiz onun sempatik tavırları ve konuşmalarıydı sevgili okurlarım. "Yok efendim şuraya kunduzların güneşlenebileceği bir kaya çizelim, vay efendim buraya sincapların tenis oynayabileceği bir düzlük yapalım, olmadı şuraya da rakunların 5 çayı için bir masa atalım tarzı yaklaşımlarıyla "la fontaine"sel düşünceyi bize kabul ettirmeyi başarmıştır bu büyük üstad.

Kendisini lenf kanserinden kaybetmemiş olmamızın üzücülüğü yanında, Türk resim sanatına kazandırdığı neferlerin hiç de yadsınmayacak bir rakam olduğunu söylemeden edemeyeceğim canlarım. İnanmayanlar Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversite'sine gidip önüne gelen 22 yaş üstü ressama "Bob Ross'un hayatındaki yeri nedir?" diye sorsun.

Konklujın bölümünde ise, böyle adamlardan bolca üretmek lazım diyorum sevgili okurlarım. Sanatı sevdirmek, bu tip anormal ve sempatik insanlarla daha da kolaylaşacaktır. Ayrıca Art, Culture and Society dersinin vize yerine geçen, "Bienal projesi"nden, en yüksek not olan 40 üzerinden 36'yı da ben aldım sevgili okurlarım. Hatta notumun kenarına "Good Job!" yazmış hocam, sağolsun bana "yıldızlı pekiyi" havasını yakalattı, anneme bile gösterdim. Anlayacağınız burada boşuna konuşmuyorum onu göstermek istedim. Son olarak ise, "Bob Ross'un o 36 puan içerisinde en az 20 puanı vardır" demessem çatlarım teletabilerim. Nostalji kuşağından şimdilik bu kadar sevgili okurlarım, hepiniz sanatla kalın, esen kalın.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails