24 Kasım 2009 Salı

Yaşasın Masal Saati Volume 6: Üç küçük jelibon














Bir varmış, bir yokmuş. Ahmet Dursun, İlhan vursun, bir pilates kulübü varmış. Bu pilates kulübü diğerlerine göre çok farklıymış. Sebebine gelince, gece yarısından sonra açılıp, basen bölgesinde, kalçalarda ve baldırlarda yağlanması olan bayan vampirlere hizmet veriyormuş. Gel zaman git zaman, müşteri sayısı azalmaya başlayan pilates kulübü gece yarısıyla olması sebebiyle ortama hareket katma amacıyla çeşitli ahlak dışı faaliyetler düzenlemeye başlamış. Yok efendim, tavandaki yangın musluklarından kan püskürtme, vay efendim yarı çıplak köpük partisi derken bu aktiviteler Blade'in kulağına gitmiş.

Blade ilk duyduğunda aşırı tepki verdiğinden tansiyonu düşünce, tuzlu ayranla durumu kontrol altına aldıysa da, ayranın tarihinin geçmiş olduğunu fark edemeyip motoru bozmuş. O sıralarda Blade ile tavla oynayan ve 4-2 önde olan Ferhat Güzel, Blade'in rol yaptığını ve oyundan kaytarmaya çalıştığını düşünüp, "Blade, Blade huuu, suçu kendine at beybi" şeklinde şarkı söylemeye başlayınca, yarı-insan, yarı-vampir arkadaşımız Blade'in, sinir nedenli ıkınması sebebiyle 3 adet basur memesi olmuş.

Ertesi gün pilates kulübüne gitmeden önce hemoroid kremini sürmesi için yakın arkadaşı Acun Ilıcalı'yı çağıran Blade, acının etkisiyle "ne vampirler gördüm ağzında dişi yok, ne dişler gördüm üzerinde mine yok" şeklinde saçmalamaya başlayınca durumun ciddiyetini anlayan Ferhat Güzel arkadaşının daha fazla acı çekmesine dayanamayarak "Duman duman olmuş karşıki dağlar" adlı parçasını seslendirerek, Blade'in yaşamına son vermiş.

Eve geldiğinde Blade'i ölü bulan Acun, acısını kalbine gömerek Blade'in anısına bir salon futbolu maçı düzenlemiş. Tanju Çolak ve Devler ile Pascal Nouma ve Devler arasında oynanan maçta hakemlik yapan Erman Toroğlu'nun bir pozisyonda bacaklarını fazla açması sonucu g.tü yırtılmış. Sağlık ekiplerinin müdahalesi gecikince ortalık kan gölüne dönmüş. Kan kokusunu alan pilates kulübündeki bayan vampirler karşılaşmaya akın etmiş. Blade'in öldüğünü öğrenen birbirinden yağlı bayan vampirler Acun'a ölümüne bir karşılaşma teklif etmişler. Teklifi mecburen kabul eden Acun da bayan vampirlere, pilates topuyla salon futbolu oynama teklifini sunmuş. 3 korner 1 penaltı kuralını isteyen bayan vampirler, istekleri onaylanınca teklifi kabul etmişler.

Karşılaşmaya hakemlik etmesi için protokol tribününden çağırılan Mustafa Keser, heyecan içinde mendilini kaptığı gibi saha içerisindeki yerini almış. Son hazırlıklar tamamlandıktan sonra başlayan karşılaşmada bayan vampirler pilates topunun kontrolünü ellerine almışlar. Topla oynama oranını %80 e kadar çıakran bayan vampirler ilk gollerini bulur bulmaz durumun ciddiyetini anlayan Pascal Nouma elini şortunun içine sokarak basın tribününe hareket çekmiş. Bayan vampirlerce çok seksi bulunan bu hareket sonrası ısırılan Pascal da vampire dönüşmüş ve takımını yalnız bırakmış.

Bayan vampirlerin ikinci golü bulması ile birlikte ümitler giderek azalmaya başlamış. Acun, "bu işin sonu iyi değil, büyük hissediyorum" açıklamasını yaptığında stadyum sessizliğe bürünmüş. Sessizliği fırsat bilen Mustafa Keser ortamı hareketlendirme adına ilk yarının son düdüğünü çalarak, "Düğünümüz var bizim" adlı parçayı seslendirmeye başlamış. Mendiliyle birlikte halayın başına geçen Mustafa Keser, bayan vampirleri de halaya alınca bir anda devre arası şölene dönüşmüş. Maçı boşverip sabahlara kadar eğlenen bayan vampirler, oldukları yerde uyuya kalmışlar. Fırsattan istifade arazi olan ahali canlarını zor kurtarmış.

Gece kendilerine gelen bayan vampirler, mezuralarla sorunlu bölgelerini ölçtüklerinde en az 6cm zayıfladıklarını görünce gözlerine inanamamışlar. Huzurun halayda olduğunu görüp, Pilates kulübünü fesh ettikten sonra Mustafa Keser'i aramaya koyulmuşlar. Keser Müzikhol'ü Beylerbeyi yerine Beykoz'da arayan bayan vampirler beykoz korusunda kaybolmuşlar. Ormandan geçen avcı da misyonunu unutmadığını göstererek bütün bayan vampirleri vurmuş ve karınlarını yarmış. Kırmızı başlıklı kız hiç birinin karnından çıkmayınca dehşete düşen avcı, hepsini gömüp fatiha okuduktan sonra derhal umre programına dahil olmuş.

Ramazan ayı olması sebebiyle erzak paketleri de yaptıran avcı, umreye giderken kargo uçağına da Mekke'de fakire fukaraya dağıtmak üzere 100 erzak paketi yükletmiş. Erzak paketlerinde hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan avcı, jelibondan kinder sürprize, kitkattan eti pufa kadar herşeyi koydurtmuş. Uçağın kargo bölümündeki pnömatik silindirde çıkan sorun üzerine açılan kapaktan düşen erzak paketleri hava akımının etkisiyle havada parçalanıp dört bir yana dağılmış. Bunun sonucunda da gökten 3 küçük ayıcık jelibon düşmüş. Sarı renkli olanı bana, yeşil renkli olanı bu masalı ilk okuyana, kırmızı renkli olanı da Mustafa Keser'e. Amintobello.

2 yorum:

  1. feedjit kayıtlarına bakılırsa yeşil jelibonu kaptım. ama midemden gelen seslere bakılırsa hala jelibona açım! ayrıca afrikalı çocukların jelibon yiyememesine çok üzülüyorum.

    YanıtlaSil
  2. o zaman uyumadan önce bence afrikayı düşünelim gözlerimiz kapalı.

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails