12 Ekim 2009 Pazartesi

Sponge Bob Sevgisi, Bizi delirtti!











Sevgili okurlarım, şu saat kafama takılan bu konu hakkında , her konuda olduğu gibi, sabaha kadar fikir paylaşımında bulunabilirliğim var, ama korkmayın neyse ki hafif uykuluyum. Son yıllarda büyük bir coğrafyayı sevgi silahıyla ele geçiren Sponge Bob' ı neden bu kadar seviyoruz, alt tabakaya nüfuz etmenin vaktidir diye düşünüyorum.

Öncelikle her zaman olduğu gibi kendimden yola çıkmak istiyorum sevgili okurlarım. Sponge Bob'ı karakter olarak sevmediğimi çok net olarak söyleyebilirim. Neden derseniz, bir kere kendisi "köşeli". Ben çizgi film kahramanının zeki, çevik ve yuvarlak hatlısını severim. Ayrıca kirpiklerine ve ayrık dişlerine de deli oluyorum. Kafası çok mu çalışıyor yoksa hiç mi çalışmıyor onu da çözebilmiş değilim maalesef. Ayrıca gülüşü de sinir sistemimde derin tahribatlar oluşturuyor. Sevene karışmam, sevmeyenle "çak" yaparım.

Genel olarak "iyiler her zaman kazanır" temasına dayalı olarak devam eden çizgi filmin işlediği konulara ise, tam aksine bayılıyorum. Sürekli olarak izlememin yan sebeplerinden biri bu olsa da, asıl sebebim Patrick Star. Kim yarattıysa bu karakteri,gördüğüm yerde kalkar, ayakta alkışlarım. Bu kadar içten, samimi, sevimli, beyni ile sinir sistemi arasındaki ilişkiyi en alt düzeylere çekebilmiş bir çizgi kahraman çok azdır sevgili okurlarım. Renginin hafif turuncuyla karışık pembe olması, kollarını ve bacaklarını "hayat maximumda" konseptiyle açtığında birebir bir deniz yıldızı olması, yuvarlak hatlara sahip olması ve koca popoluluğu alır beni benden. Sebebim oldun, izlerim bu çizgi filmi Patrick, dedirtmiştir bana bir çok defa. O kadar çok severim ki, taşların altında yapışık olduğu sahneler fazla gelir yüreğime.

Paragöz Bay Yengeç'e yakınlığım ise tamamen ananemle alakalıdır. Aynı ruh haline sahip olmalarından ötürü zorlanmadan sevdim kendisini. Parayı bu kadar seven iki karakter daha yoktur herhalde. Ananemden alıntılar yapmayacağım çünkü kendisi ayrı bir "ana başlık". Kendisine namazlarında yardımcı olacak, önce Allah'a sonra Benjamin Frankline konseptinde "dolar motifli" bir seccade arıyorum uzun zamandır ama maalesef bulamadım sevgili okurlarım. Bay Yengeç'in babacan ses tonu da, kendisini sevme sebebidir unutmadan eklemekte fayda var.

Squidward'a gelince kendisi ahtapot mu, kalamar mı, yoksa mürekkep balığı mı tam karar veremedim. Sevmem de zaten kendisini çirkindir, iticidir, sıkıcıdır, beceriksiz bir müzisyendir. Tipi bana Woody Allen' ı hatırlatır ki, zaten onu da sevmem. Hatta bence o kadar çok benziyor ki, "Denizler altında Woody Allen" diye bir film çekilse başrol için tek adaydır şahsi kanaatimce. Bu karakteri sevenler de basur olsun antiparantez. Squidward hakkında olumlu konuşanın ağzına da "dokunaçları" girsin.

Sandy ise bir diğer karakterimiz. İleri derece uzakdoğu dövüş teknikleri bilen bu sincabımız, astronotumsu kıyafetinin içinde çok itici görünse de, yer yüzünde ve kendi evinde giydiği etekli bikinisi ile gayet seksi ve sevimlidir. Patrick'le çıkarlar inşallah çok yakıştırıyorum ben bunları. Biraz fazla yiyor gerçi, haftada en fazla 2 kere çıksınlar Patrick'le, çocuğun bütçesi kaldırmaz. Lafın özü, Sandy sevilebilir, bir problem görmüyorum.

Bir diğer karakterimiz Gary'den bahsetmek gerekirse, sevenleri kadar sevmeyenleri olan ve miyavlayan bir salyangoz olduğunu söyleyebiliriz. Ben şahsen ne severim ne sevmem, olsa da olur olmasa da, eksikliğini yaşamam. Bazı bölümleri direkt Gary konulu çekiyorlar, içim geçiyor, aksiyon istiyorum ve derhal bol vurdulu kırdılı kadın programlarına geçiyorum.

Geldik Patrick'ten sonra en çok sevdiğim karaktere sevgili okurlarım. Tabii ki Plankton'dan bahsediyoruz. Yengeç burgeri ve dünyayı ele geçirme uğrunda, hayran olduğum zekasıyla yarattığı onlarca müthiş planı suya düşmüş olsa da, ben sıkı bir Plankton'cuyum. Kendisi tam manasıyla bir mikroptur, hem maddi, hem manevi. Plankton üzerine oynanan bölümlerde evde maximum sessizlik sağlar, dikkatlice izler ve ondan 1-2 numara kapmaya çalışırım. Egosunun yüksek olması başarısız olmasına yol açar açmasına ama hangimiz egomuzun kurbanı olmuyoruz ki sevgili okurlar, onu da öyle kabul ettim, sevdim ben. Sağ eller havaya, Plankton'u sevenler buraya.

Gördüğünüz üzere çizgi filmdeki karakterlerin bazıları fanatiklik derecesinde sevilebilen kahramanlar. Sponge Bob karakterini ben sevmesem de seveni çok zaten aşikar. Gördüğünüz üzere günümüzde ilkokul çantalarının %60'ı Sponge Bob temalı. Buna Patrick ve Plankton'u da ekledik mi, "kitleler peşinden sürüklenmesin de ne yapsın" sonucuna varıyorum sevgili okurlarım. Türkçe dublaja da bir alkış orjinaliyle neredeyse birebir. Biz sonuçlara varaduralım, kuş ve doğa ise hep aynı kalır canlarım. Siz de esen kalın o zaman.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails