7 Ekim 2009 Çarşamba

Nostalji Kuşağı Episode I: MON AMI















Kalplerinizin en derinlerine nüfuz edeceğini düşündüğüm bir yazıyla tekrar sizlerleyim sevgili okurlarım. İlkokul ve hatta ortaokul yıllarımıza damgasını vurmuş olan Mon Ami pastel boyalarının neyin nesi olduğunu ve hayatımıza getirdikleri akabinde götürdüklerini de irdeleyeceğiz hep birlikte. Vakit kaybetmeden başlayalım.

Fransızca bir kelime olan Mon Ami'nin Türkçe tercümesi "arkadaşım"dır sevgili okurlar. Fakat bu tabir erkek arkadaşlar için kullanılır. Kızlar için ise "Mon Amie" şeklinde bir gramer değişikliği geçirir. Buradan da pastel boya kutusunun üzerinde, bize tüm içtenliğiyle gülümseyen arkadaşımızın cinsiyetinin erkek olduğu sonucuna ulaşıyoruz pek tabii. Yıllarca "o kız" diye tartıştığım ilkokul arkadaşlarıma "hayır ya ne kızı, o bir prens" desem de inanmamışlar, idrak etmeleri seneleri almış, bir kez olsun "sen haklıymışsın Erman" dememişlerdir.

Bu prens arkadaşımızın saçlarının durumu ise büyük bir muammadır içimde. Acaba gerçekten küt ve boyun hizasında, eski düz iskandinav modeli, gri renkte saçlara mı sahiptir, yoksa öndeki siyah perçeminin ele verdiği, kafatasıyla adeta yapışık, doğulu Türk insanı saçlarına mı? Şahsi hissiyatım, o boncuk gözleriyle aynı renkte saçlara sahip olduğu ve o gri saçların da tacıyla bütünleşik olarak takıldığı şeklinde sevgili okurlarım. Üreten firmanın yetkilisi çıkıp açıklamadıkça bunu da hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Vücudunu göremeyip sadece hayal etmekle sınırlı olduğumuz prensimizin, kırpılmış koni şeklinde olan göğsünden sonrasını hayal etmekle kalmayıp, defalarca kez çizmişliğim de olmuştur. Kutusundan çıkan 2 adet çıkartmayı en büyük hazinem olarak gördüğüm zamanlarda, eğer harhangi birisinin başına birşey gelirse, hemen beyaz bir a4'e yapıştırır, vücudunun geri kalanını da ben çizerdim.

Kendinden emin, mağrur bakışlarının ve insanın içini ısıtan gülümsemesinin altında hep bir hüzün yattığını düşündüysem de, genel olarak beni hep mutlu etmiştir o prens. Burnunun yapısına ve şekline anlam veremesem de ve o zamanların meşhur kahramanı İskeletor'un burnuna olan benzerliği yüzünden, "acaba burnu kopmuş da orası öyle delik mi kalmış?" sorusunu defalarca kendime sorsam da o prens benim gerçekten de arkadaşımdı.

Görüldüğü üzere bu pastel boyalara, neden "arkadaşım" isminin verildiği de gayet açık sevgili okurlarım. Uzunca bir süre pastel boyalarla iştigal ettiğimiz düşünülürse "kanka" mertebesine geldiğimizi bile söyleyebilirim. Başımıza kötü birşey geldiğinde, mutlu olmak adına resim yaptığımız dakikalarda gözgöze geldiğimiz prensin sürekli gülmesi, "ne gülüyorsun lan zaten Eda'ya çiçek verdim kabul etmedi" şeklinde isyanlara sebep teşkil etse de, o her zaman bizim yanımızdaydı.

Hayatımın en mutlu günlerinden birinin kahramanı da Mon Ami pastel boyalarıdır canlarım. Annemin doğum günü hediyesi olarak aldığı 48'lik Mon Ami, beni deliye döndürmüştü, hiç unutmam. Kutusunu açarkenki "pıt" sesini duyduktan sonra aldığım haz akabinde, dakikalarca altın ve gümüş renkli pastel boyalarına bakmıştım, çünkü onlar 12'lik ve 24'lük olan setlerde yoktu. Uzun bir müddet boyamaya kıyamasam da, resim dersinde Elçin'e hava atmak için altın ve gümüş rengi bolcana kullanıp, saçma sapan bir resim yapmıştım.

Ebeveyn olduğumda da çocuğuma veya çocuklarıma kesinlikle Mon Ami pastel boyalarından alacağımı söyleyebilirim sevgili okurlarım. Onların da o prensle arkadaş olduklarını ve o şato da yaşadıklarını hayal etmelerini istiyorum. Ara sıra en uzun kulenin tepesinden gökkuşağına çıkıp aşağıya doğru kaydıklarını ve bir zamanların meşhur çizgi filmi Sevimli Ayıcıklar(Care Bears)'daki ayıcıklarla karşılaştıklarını hayal edemeseler de mühim değil, ben ettim de noldu. Sevimli Ayıcıklar çizgi filmi ise başlı başına bir yazı konusu olacak nitelikte bir başyapıttır, söylemeden edemeyeceğim.

Son olarakta, en çok korktuğum olayı sizlere aktarıp yazıma son vermeyi düşünüyorum sevgili okurlarım. Çocuklarımıza büyük bir hevesle Mon Ami boyalarından alırken en son görmek istediğim tablo ile sizleri başbaşa bırakıyorum bir müddet. Lütfen sinirlerinize ve duygularınıza hakim olun, çünkü bu tablo "olası ihtimaller" dahilinde bence. Bu hızda yayıldıkları düşünülürse, ,yakın gelecekte Allah muhafaza Mon Ami boyalarının üzerinde bize gülümseyen o prens de bu akımdan etkilenebilir. Ne demek istediğime buyurun yakından bakın.
















Evet yanlış görmüyorsunuz, Mon Ami'miz emo olmuş.

Umarım derinden sarsılmamışsınızdır ama ne yazık ki ben sarsıldım canlarım. Mon Ami'mi bu halde göreceğim aklıma ucundan geçmeyi bırak, hayal dünyamda bile yer edemezdi. Başıma gelmesinden en çok korktuğum şeyler listemde ilk 10 da yer alan bu olay umarım ki gerçekleşmez ve o prens bize sonsuza dek "soba üzerinde çıtırdayan kestane" tadında gülümser. Bir dahaki nostalji bölümüzde görüşmek üzere göz kapaklarınızdan öperim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails