7 Ekim 2009 Çarşamba

Nostalji Kuşağı Episode II: SOLOTEST


Okumaya başladığınız bu yazım da bir önceki gibi, başlığından da anlaşılacağı üzere, bayağı bir dokunaklı olacak sevgili okurlarım. Bu arada artık sizlere "sevgili okurlar" yerine sürekli olarak "sevgili okurlarım" diyerek hepinizi sahiplenip, kol kanat gereceğim, haberiniz olsun. Dilerseniz, yazmasını beceremediğimi düşündüğüm "giriş" bölümünden, acilen "gelişme" bölümüne intikal ederek, bir döneme damgasını vuran Solo test gerçeğini irdelemeye başlayalım.


Solo testin ne olduğunu bilmeyen ya da unutan okurlarım için Wikipedia tadını yakalamak gerekirse, Solo test, çin daması mantığında piyonlarla oynanan, bir piyonu diğerinin üzerinden yatay veya dikey(x ve y düzlemleri) atlatmak suretiyle, üzerinden atlanan piyonları toplama kuralını takiben, oyun sahasında en az piyonu bırakma çabasının olduğu ve kalan piyon sayısına göre, daha önceden yapılan bilimsel araştırmalar ışığında düzenlenmiş tablodaki karakterize sıfatlardan birine sahip olduğunuzu söyleyen, tek başına oynarken zevkli, arkadaşlar önünde oynarken stresli ve anüsten terler şıpırdatan bir zeka oyunudur. Yaklaşık 3-4 dakika boyunca, Bilgin ve Beyinsiz arasındaki ince çizgide yalpaladığınız bu oyun, adından da anlaşılacağı üzere, "tek" kişinin oynayabildiği bir oyundur.


















Şahsımın solo test ile gözgöze gelmesi ise 90'lı yılların başlarına tekabül eder sevgili okurlarım. Oyuncakları yapılış amaçları dışında kullanmaya alışık olduğumdan(solo testi uzay gemisi, üzerindeki piyonları da gemiye binmiş uzaylılar olarak uçurmak suretiyle oynadım bayağı bir zaman), ilk elime geçtiğinde ne olduğunu anlayana kadar bayağı bir kurcalamıştım, muhtemelen çin malı olduğu için içerisinde nasıl oynanacağı yazmıyordu. Sadece oyunun sonucunun gösterildiği resimli bir "sıfatlar tablosu" vardı içerisinde. Beyinsizin, delinin, zekinin vb.’nin nasıl göründüğüne ilk kez orada tanık olmuştum. Senelerce, solo testteki beyinsizi ve aptalı tanımlayan resimlerdeki adamlara tıpatıp benzedikleri için, "İlyas salman beyinsiz mi?" ve "çarşamba pazarındaki patates satan abi aptal mı?" diye düşünmüşümdür. Resmi bir belge değildi ama, internetin ve ozalit sektörünün gelişmediği o zamanlarda, karton kağıda baskı yapılan her yazı ve resim "kesinlikle öyledir" mesajını taşıyordu. Gazetelere dini kitaplardan fazla inanılan dönemlerin sancısını çeken bilir sevgili okurlarım.


Annemin uzunca bir süre akademik platformda uğraşıp, didinerek, "bu çocuğun nesi var ya?" sorusuna yanıt aradığı, akabinde göstermediği psikoloğun kalmadığı Çapa Tıp fakültesinden birbirinden saçma testler sonucunda aldığım "ileri zekalı çocuk" raporunun etkisiyle, aile fertlerinin etrafımda oluşturduğu "oyna bakalım ne çıkacaksın"(bilim doğru mu söylüyor sağlaması) gerilimini kaldıramayıp "ben sonra oynarım ya şimdi çizgi film var tv'de" diyerek arazi oluşum dün gibi aklımda sevgili okurlarım. Geldim politik, gidiyorum politik anlayacağınız.


Kardeşimin, piyonlarını yemek niyetine, plastik kovasına doldurduğu ve küreğiyle de karıştırıp, pişirip, daha sonra renkli legolar eşliğinde görselliğe önem vererek servis ettiği solo test, eminim ki 22 yaş üzeri herkesin hayatının bir dönemini damır damır damgalamıştır. Konu paralelinde, evdeki her bayram temizliğinde yatakların, divanların ve koltukların altından çıkan toz yumakları arasındaki sarı renkli solo test piyonları annemi her defasında adeta cinnetin koylarına sürüklemiştir. Piyon eksikliği yüzünden defalarca kez satın alınma zorunluluğuna gark olması, gitgide zayıflayan psikolojisinde kalıcı cılk yaralar açmıştır ne yazık ki. Minik sarı kukaların insan psikolojisi üzerinde bu denli büyük etkiler bırakabilmesi, psikopat bir çocuğun eline geçen solo testten başka birşeyin sonucu olmamakla birlikte, iki kişinin çözdüğü test de solo test değildir, sevgili okurlarım.


Yazımın final bölümününe yaklaştığımız şu an itibariyle ise kullanıcı yorumlarına değinmeyi çok faydalı görüyorum benim güzel manolyalarım. Keza tek taraflı yaklaşımım, konuya hakim olmayan arkadaşlara “anüsümden atıyormuşum” izlenimi verebilir. Ne kadar mühim bir “zımbırtı” üzerinde durduğumuzu şimdi daha da iyi anlayacaksınız. Yorumları yapanlar birer hayal kahramanı veya mahsulü değil, aksine kanlı canlı, yeri yurdu belli, hayatta önemli bir yere sahip olmalarından mütevellid, yorgunluktan kıçları başları ayrı oynayan insanlardır. Noter huzurunda yazdıramadım ama inancınızı bütünleme açısından, ekmek mutant çarpsın diyorum. Wolverine tarafından çarpılmak isteyen bayanların sayısını da buradan görebiliyorum, kendinize gelin sevgili bayan okurlarım. Konuyu dallandırıp budaklandırmadan yorumlara geçelim.


Aslı Güçlü (26, Editör):


Solo testle yıllar öncesinde ılık ve sekiz şekerli süt tadında tanıştık, zira anneannem uyku öncesi bir bardak sütle birlikte önüme bir de solo test koyardı oyalanmam için. Sarı kutulu kırmızı piyonluydu(6S ekolü) benimki, zannımca hala duruyor biraz eşelemek gerek sandık içlerini.

O zamanlar piyonlardan kaç tane bırakacağımın pek önemi olmuyordu tabii. Ne kadar tecrübesiz, normal ya da başarılı olduğumun da, çünkü küçük avuç içlerinden dökülüp kaybedilmemesi gereken piyonları toplamak çok daha mühimdi. Sonra büyüdük de büyüdük, üç kişilik okul sıralarına taşındı solo testler. İşte o an önem kazandı ne kadar normal, tecrübesiz ya da beyinsiz olduğum. Hele bir de, kafasında hunisiyle bir gerizekalı figürü vardı, sıfatını geçtim pek korkardım kendisinden, en çok ondan çekinirdim. Bu noktada solostestin nostaljisini bozmamak adına başarı ortalamamı vermemeyi tercih ediyorum, yine de tek diyebileceğim seni sevdim solo test… Pek çok şeyden çok hem de... Bilesin...


Zeyd Okutan (23,Mühendis):


İlk solo testimi hiç unutmam 4.sınıfa geçtiğimde elime almıştım. Okulun kapısında pamuk şeker, su tabancası ve misket satan, cansız manken tadında bir adam vardı, ondan almıştım işte. Neyse, kutusunu açmamı takiben, hemencecik piyonları birbirinin üzerinden atlatıverdim. Çin damasında tecrübeli olduğum için ilk seferde sadece iki piyon bırakabilmeyi başarmıştım. Sonra kırmızı renkli, solo testle birlikte gelen zeka cetveline baktım. Cetvelde iki taneye karşılık zeki yazıyordu. Çok mutlu olmuştum ve egom tavan yapmıştı. O gün bir “kendime güven patlaması” yaşadım ve bu patlamanın sonucunda okulun en güzel kızına çıkma teklif ettim. Solo testteki başarımı kızı elde etmekte de gösterdimse de, ne yazık ki ilişkimize noktayı zeka uyumsuzluğumuz koyuverdi. Tam 10 adet piyon bırakmayı başaran! kız arkadaşımla, ellerimiz ve gözlerimiz ayrılıvermişti artık.


Irmak Ataberk (23,Uluslararası İlişkili Trafo Ressamı):


Çocukluğumuzun vazgeçilmez oyunlarından biri olan solo testi hala oynarım. Hatta konken grubu gibi bir solo test grubumuz var. Haftada bir solo test oynayarak, retro akımını en yürekten yaşatan insanlar olduğumuzu hissediyoruz. Bu buluşmalarda solo test, homeless şarabı şişesi gibi elden ele dolaşıyor, kapışılıyor. Beş kişilik solo test grubumuzda, her oynayışında en az 14 tane piyon bırakarak “beyinsiz ve ötesi” çıkmayı başaran A.P.isimli arkadaşımızı da gruptan dışlamayı hiç düşünmedik. Çünkü tüm solo test severlerin bildiği gibi oyunun iflahımızı öpen kısmı piyon dizmek… Ama en az 14 piyon bırakan A.P.den sonra oynama sırası sizde ise piyon dizmek sorun olmaktan çıkıyor. En az piyonu bırakmak için yarıştığımız gibi A.P’den sonra oynamak için de rekabet ediyoruz. Bir dahaki buluşmamızda A.P’nin de gönlünü almak için en çok piyonu bırakmak için yarışacağız. A.P’nin en birinci geleceğini düşünüyorum. Tavsiye niteliğinde final yapmam gerekirse, bence bankalara giriş sınavlarını ve KPSS’yi de solo test şeklinde yapmalılar çünkü bu şekilde daha adaletli bir sınav olacağını düşünüyorum.


Okuduğunuz üzere solo test, ismindeki karizmasının yanında birçok kişinin hayatında önemli bir yere sahip. Tanışmamış olanların derhal tanışmasını, internet başında ömür tüketen çocuklara sahip kişilerin acilen edinerek, çocuklarına zorla oynatmasını tavsiye etmekten alamıyorum kendimi. Uzun lafın kısası solo test insanı önemli kılar, başarıdan başarıya koşturmayı geç, depar attırır sevgili okurlarım. Solo testi, solo yolunda kırılır diyerekten hepinizi dumura uğratmanın yanında, esen kalmanızı dileyerek de, esen kalan dumura uğramış insanların olduğu bir dünya yaratmak istiyorum. Gossip girl vedası da edeceğim, içimden geldi mazur görün sevgili okurlarım, XOXO.


Special thanx to Aslı Güçlü, Zeyd Okutan and Irmak Ataberk.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails