2 Eylül 2009 Çarşamba

Tatlandırıcılı Muhabbetler: Ermanullah Hoca İle Ramazan Özel















Sunucu:
Değerli okurlar, bugünkü konuğum Malmala Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ermanullah Bin Akeriya. Hoş Geldiniz Hocam.

E.B.A.: Aleyküm selam güzel kızım.

Sunucu: Hocam isterseniz izleyicilerimizin sorularıyla başlayalım programa, çünkü bir hayli fazla soru var, aralarından elemeler yapıp soralım size.

E.B.A.: Pek tabii efendim. Buradan tüm okurlarımıza, "Ramazan-ı şerifleri hayrolsun" diyorum öncelikle. Hazırsa, soruları almaya başlayalım.

Sunucu: Evet hocam ilk sorumuz şöyle, Mücahit Eshol(33, Gümüşhane), "hocam merhabalar, ben bu sabah oruçlu iken duş aldım. Duş alırken elimden düşen sabunu almak için eğildiğimde musluk makatıma temas etti ve içim bir hoş oldu. Orucum bozulmuş mudur? Teşekkür ederim."

E.B.A.: Evvela güzel kardeşim burada niyet önemli. Sen musluğun üzerine bilerek oturmadıkça orucuna zeval gelmez. Ancak içinin bir hoş olmuş olması açısından akşam sadaka verirsen orucunun sevabındaki eksilmeyi tamamlayabilirsin. Ayrıca küveti doldurup içine girersen daha tehlikesiz olacağını düşünüyorum.

Sunucu: Hocam bir diğer okurumuzda şöyle bir soru sormuş, Saadettin Keykubat(40, İstanbul), "hocam, ben Eminönü'nde bir pastanede çalışmaktayım. Ramazan dolayısıyla fiyatları ucuzlatıp, talebi arttırmak adına, baklavaları fıstıkla değil, şekerli bezelye ile yapmaya başladık. Arada ıspanaktan da faydalanıyoruz. Sonumuzu nasıl görüyorsunuz?"

E.B.A.: Gerçekten çok güzel bir soru sormuş bu okurumuz. Ben şahsım adına sonunuzu hiç iyi görmüyorum oğlum. Ahiret ortamında, o fıstık diye sattığınız bezelyeler ve ıspanakların gazabına uğrayacağınızdan hiç şüpheniz olmasın. Artık o bodur bezelye bitkilerinin üzerine mi oturturlar, ıspanakların kökleriyle bademciklerinizi mi alırlar bilemem. Derhal bu faaliyetten vazgeçip, üç kulhuvalla bir Elham okuyup, müşterilerin midesini yıkatmanızı, akabinde boşalan mideleri fıstıklı baklavayla doldurmanızı ve yaptıklarınızı affettirebilmek adına yukarıdaki ile konuşmam için ağzımı ıslatma baabında, bana 3 kg bol fıstıklı baklava getirmenizi tavsiye ediyorum. Şerbeti bol olsun.

Sunucu: Şimdiki sorumuz ise çok ilginç hocam, Kutaycan Dalbamya(16, İzmir), "değerli hocam, iftarda sofrayı kuran annem orucun etkisiyle unutup, sadece bana bardak koymuş, kendisine almamış. Kendime içeceğimi koyduğum sırada, "oğlum, çok yoruldum, sen onu bana ver, sen kendine mutfaktan bir bardak al hadi bir koşu" dedi ama ben dinlemeyip içeceğime tükürerek bardağımı almasını önledim. Sizce annem şu saatten sonra benim için bir tehlike oluşturur mu? Saygılar."

E.B.A.: Canım evladım sen kendini tehlikenin kucağına çoktan bırakmışsın bile. Ana ve peygamber duası katiyen geri çevrilmez cenab-ı hak tarafından. Muhtemelen annen sen bu hareketi yaptığında "bok iç" diye dua etmiştir, bence sen kendini buna hazırlamaya bak güzel oğlum. Süte falan karıştırmayasın çok günah, sek iç.

Sunucu: Hocam süremiz iyice daraldı o yüzden son bir-iki soru daha alalım izninizle.

E.B.A.: Allah daraltmasın kızım alalım.

Sunucu: Okurumuz şöyle sormuş hocam, Rüstem Bathroom(45, İstanbul), "hocam ramazanın gelmesiyle dilenci sayısında büyük bir artış gözlemledim. Maddi durumum yetersiz olmasına rağmen, neredeyse her köşe başında ve vapurda, oruçlu olmamın verdiği huşu dolu ruh halimin neticesinde, dilencilere para vermek zorunda kalıyor, çoluğumun çocuğumun rızkını dağıtıyorum. Sizce bozuk 1tl ye ip bağlayıp dilencilerin kutusuna atıp atıp çeksem günah olur mu? Hayırlı ramazanlar"

E.B.A.: Okurumuzun sorusu gerçekten zamanlama açısından fevkalade. İnsanlarımızın duygularını sömürmek için, dilenciler bütün sene adeta ramazanı beklemektedirler. Bu okurumuz gibi maddi durumu yetersiz arkadaşların bu metodu uygulamasında bir sakınca görmüyorum. Kör olan dilenciler zaten görmedikleri için paranın sesinden tatmin olabilirler ama, kör numarası yapan ve gözleri gören dilenciler açısından el çabukluğunu geliştirmeni tavsiye eder, bu muhteşem fikrinden dolayı gözlerinden öperim evladım.

Sunucu: Hocam süremizin sonuna geldik son bir soruyla kapatalım dilerseniz programımızı.

E.B.A.: Kapatmasına kapatalım da kızım, senin eteği de biraz kapatalım orucumuz tehlikeye girmesin.

Sunucu: Pardon hocam dalmışım.

E.B.A.: Sen mi ben mi kızım?

Sunucu: Efendim hocam birşey mi dediniz?

E.B.A.: Sorumuzu alalım dedim, hanım kızım.

Sunucu: Evet, son sorumuz da şöyle, Tayyare Mücver (25, Konya) : "hocam bugün bahçede gördüğüm bir örümceğe, sırf tarantulaya benziyor diye, usulca sokulup, merhaba dedim. Korkan örümcek birden hızlıcana hareket edince, gayri ihtiyari refleksif bir şekilde ezip öldürdüm. Peygamberimizi kurtaran bu mukaddes canlıya ben bunu nasıl yaptım diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Ne olur bir akıl verin, siz olsanız ne yapardınız?"

E.B.A.: Evvela paniğe hiç gerek yok hanım kızım metin ol, ölenle ölünmez. Sen onu isteyerek öldürmemişsin. Örümceğin ruhuna Fatiha ve Ankebut surelerini okursan eminim senden razı olacaktır. Ayrıca Araknofobia da örümcek fobisidir. Lokma döktürüp dağıtırsan da faydası olur diye düşünüyorum şahsen.

Sunucu: Hocam bize ayrılan süre ne yazık ki doldu, bugün bizimle olduğunuz için çok teşekkür ederiz, son bir şeyler söylemek ister misiniz programı kapatmadan?

E.B.A.: Buradan tüm İslam aleminin Ramazanını tebrik ediyorum ve şeker bayramı diye birşey yoktur, Ramazan bayramı vardır diyorum. Şeker bayramı söylemi tamamiyle yahudilerin ticari bir oyunudur, bu oyuna gelmeyelim.

Sunucu: Peki hocam, tekrar teşekkür ederiz. Sevgili okurlar, programımızı burada noktalıyoruz. Bir daha ki sefere görüşene kadar hepiniz esen kalın, mutlu kalın.

2 yorum:

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails