8 Eylül 2009 Salı

SOSYAL TERCİH ROBOTU: İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakülteleri

Sevgili Ablog Sublog Blog okurları, bugünkü yazımı Ösys kurbanları ve türevleri için klavyeye almış bulunmaktayım. Etrafımızda her sene, uzak veya yakın birileri Ösys'ye girmekte. Aile ve içses baskısıyla pirinç yutularak ve ayet-el kürsü okunarak, bir şişe su, yumuşak uçlu kurşun kalem ve yine yumuşak bir silgi ile girilen bu akıllara zarar sınav sonrası yapılan tercihler, emin olun ki sınavdan çok daha önemlidir. O yüzden sosyal tercih robotu başlığı altında bugün, aynı zamanda kendi okulum olan, İstanbul Teknik Üniversitesi'nin mühendislik fakültelerindeki yaşamı tanıyacağız.

Ana kampüsü Maslak'ta, işletme fakültesi Maçka'da ve makina fakültesi Gümüşsuyu'nda olan İstanbul'un en karizmatik ve köklü üniversitesinin mühendislik fakültelerini sosyal açıdan değerlendirmek gerekirse, durum gerçekten de içler acısıdır. Erkek öğrenci sayısının kız öğrenci sayısına oranının ağıza bile alınmayacak kadar vahim durumda olması, elbette ki bu durumu tetikleyen en büyük faktör. Konuyla ilgili olarak, Sprite firmasının okulumuzda yaptığı incelemeler sonucunda, "acımasız gerçekler" başlığı altına aldığı verilere bir göz atalım dilerseniz.

Görmüş olduğunuz poster,üniversitenin kantinlerinde asılı olmakla beraber, ne yazık ki Sprite içip geçici de olsa unutamayacağımız bir dert. Yani bu reklamı Efes Pilsen yapsa anlarım da Sprite'a yakıştıramadım şahsen. Susuzluğumuzu dindirip, bilincimizi açıp, olayı iyice gözümüze gözümüze sokmakta. En azından susadığımızda fikren uzaklaştığımız bu durumun kucağına bırakmakta bizleri hunharca. Bu en umutsuz anımızda ise "geçmiş zaman olur ki" konseptli "bir zamanlar İTÜ'de 200 erkeğe 1 erkek düşüyordu" cümlesini aklımıza getiririz ki,bir nebze olsun ilerleme olduğunu görmek adına yüreklerimize su serpelim.

Zat-ı alim, "Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır" sözünün bu okulda söylendiğine inanalı tam 3 sene oluyor sevgili okurlar. Okuldaki ilk günümde tam bir testosteron çukuruna düştüğümü hissetmiştim açıkçası. "Önüm arkam, sağım solum sobe saklanmayan gebe" tarzı bir yaklaşımla her gördüğü dişi canlıyı göz hapsine alan ve hormonlarına bağlı, vücudunda değişiklikler gösteren yüzlerce mühendislik öğrencisi... Tam bir kabus, evlerden ırak.

Öğrencilerin, ikinci en büyük sosyal aktivitesi olan "kütüphaneye gidip grup çalışması yapma"larının dışında, "kız" denen canlıya yakınlaşmaları pek de mümkün değildir ne yazık ki. Masalardaki tablo ise 1 kızı ortaya almış 15 erkek şeklindedir. Hilal taktiği bizim genlerimizde var sanırsam. Kızların da "kendilerini çalıştıracak erkek bulma sıkıntısı" diye birşeyi akıllarından bile geçirmedikleri bir ortamdır burası. Hele ki "biyolojik kız" değil de güzel bir kızsanız kütüphanenin kabesisinizdir artık.

Bir kız arkadaş bulması sonsuza kadar sürecekmiş gibi görünen bu durum, erkek öğrencinin zamanla duygusallaşmasına neden olur. Termo-i Kerim(Termodinamik kutsal kitabı) bile çekici gelmemektedir artık kendisine. "Bir kız eli tutmak için Tcetvelinin üzerine bile oturabilirim" diye düşünmekten alamaz kendini. Ama burası İTÜ'dür ve buradan çıkış yoktur. En iyisi testosteron fazlasını Playstation 3 cafelerde ve okulda düzenlenen sportif turnuvalarda harcamaktır.

Kantin kuyruğunda, arkasındaki kızın memesinin koluna değmesiyle kendisinden geçen arkadaşları saymassak, esasında gayet de ilişki kurulabilir erkekler vardır bu okulda, keza biri de benim. Fakat bayan arkadaşlar haklı olarak yaptıkları bir kaç felaket denemeden sonra kurunun yanında bu güzide arkadaşları da yakıyorlar. Sizce şu diyaloğun geçtiği bir ilişkinin, okuldaki bir çok kız tarafından bilinmesi, hayat damarlarından birini koparmamış mıdır erkek mühendislik öğrencilerinin?

K: kız E: erkek

K: Aşkım hadi akşam sinemaya gidelim çok güzel bir romantik komedi gelmiş.

E: Romantik bulmuyor musun beni?

K: ...!ne alaka canım ya birlikte vakit geçirmiş oluruz biraz 2 haftadır görüşemedik sınavların yüzünden.

E: Herşey benim yüzümden değil mi? Senin hiç kabahatin yok zaten.

K: Aşkım iyi misin birşeye mi sıkıldı canın?

E: Ne varsa üstüste geliyor ya sorduğun mu var sanki? Bugün quiz olduk boş kağıt verdim. Yıl sonu notuna %0.05 etki ediyordu allah kahretsin.

K: ....! buna mı üzüldün sen?

E: Geç bakalım sen dalganı, hiç anlamıyorsun beni hiç.

K: Gidiyor muyuz sinemaya?

E: Aklın fikrin eğlencede ben burda sıkılmışım üzülmüşüm umrunda mı? Statik kitabı almaya giderken cebimdeki 20 lirayı da düşürmüşüm zaten kitabı da alamadım sinirlerim tepemde.

K: Peki sonra konuşuruz sen sakinleşince canım.

E: Sen de kaç git napıcan tabi eğlenceli birini bul. Çok destek oldun sağol iyi ki varsın. Ben diferansiyel denklemlerden 88 almışım mahvolmuşum çok da tın dimi?

K: 88 mi? tebrikler canım da anlamadım niye mahvoldun?

E: Yıl sonu notuma BA gelecek çünkü anladın mı kocaman bir BA? Şimdi beni yalnız bırak çok kötü oldum şu anda düşününce...

K: .....................!

Gördüğünüz üzere sevgili okurlar, İTÜ'de mühendislik okumak istiyorsanız, bunları da göz önünde bulundurmanızda fayda olduğunu düşünmekteyim. Zamanında düzenlenen "haydi kızlar mühendisliğe" kampanyası da dahil olmak üzere, ne yazık ki hiçbir kampanya işe yaramadı. Üniversite bünyesindeki kızların da, sütten ağzı yanmayı geç, adeta sütle bünyeleri kundaklandı. Düzelmeleri de en az birkaç seneyi alır tahminimce.

Diğer bölümlerden alınan, "İnsan Toplum Bilimi" adı altında toplanan kültür-sanat dersleri dışında, 40-45 kişilik sınıflardaki dişi sayısı maksimum 4 tür sevgili okurlar. O yüzden sınıfın geri kalanını bakımsız tarzanlar oluşturmaktadır. Onlar da haklı gerçi kime süslenecekler. Koltukaltı kıllarının dirsek hizasında biten tişörtlerinden dışarı taşanları görmezden gelirsek, genel olarak ense kılları sakallarıyla birleşmiş, uzun yağlı saçlı ve bir hafta aynı tişörtü giyen adamlara rastlamak gayet de mümkündür. Her zaman söylerim; "Kız olmayan ortamda hijyen olmaz" diye.

Gelelim üniversite bünyesindeki en büyük sosyal aktiviteye. Yıl sonu düzenlenen festivallerden bahsediyorum pek tabi ki. Bol müzik, bol yemek ve bol bira ile okulda maximum kız sayısının yakalandığı, bir yıl boyunca özlemle beklenen ve düzenleyenlerin hayır dualarına gark olduğu olağanüstü organizasyonlar. Hatta nargile bile vardı en son gittiğimde. Birçok müzik türünden grupların katıldığı, kız ile erkek öğrencilerin müzik çatısı altında en kolay ve en rahat bir şekilde bir araya gelebildikleri, birbirlerine kaçamak bakışlar atıp gülümsedikleri bu festivallerden kız veya erkek arkadaşınızı buldunuz buldunuz, bulamadınız seneye kaldınız sevgili İTÜ adayları. "Sırf bir festival daha yaşamak için okulu uzatan biliyorum" dersem işin ciddiyeti daha bir belirginleşir zihninizde.

Yazımızın sonuna geldiğimiz şu dakikalarda tavsiyesel birkaç şey zırvalayacağım sizlere sevgili okurlar. İTÜ'de mühendislik okumak, hakikaten her babayiğidin harcı değildir. Öncelikle nefis terbiyesi hat safhadadır gördüğünüz üzere. Herhangi bir cemaate ve tarikata üyeyseniz ya da "ataerkil toplum benim kendimi bulduğum yerdir" diyorsanız inanın çok ama çok rahat edersiniz. Elinize kız eli, gözünüze kız gözü değmez, "no woman no cry" felsefesinde temiz temiz yaşarsınız. Ama "arkadaş ben sosyal adamım, en değerli zamanlar üniversite zamanlarıdır, kızlı erkekli sosyal aktiviteler ve gözümü açtığımda telefonumda sevgilimden mesaj olmazsa, ben sabah yatağımdan kalkamam, vatanıma yararlı olamam" diyorsanız sizi bir dahaki yazımızda inceleyeceğimiz Mimar Sinan Üniversitesi'ne yönlendirmek benim boynumun borcudur.

Sosyal tercih robotundan şimdilik bu kadar sevgili okurlar. Umarım bu yazım bir nebze olsun faydalı olabilmiştir size. Bir dahaki incelememize kadar sosyal kalın, mutlu kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails