25 Eylül 2009 Cuma

AblogSublogBlog AR-GE: FaceBOK Sosyal Sınıflandırması

Ramazan ayı ve bayramı nedeniyle uzun bir zaman aralığı ayrı düştük sevgili okurlar. O yüzden klavyeye aldığım bu, herkesin "kanayan yarası" olan Facebook konulu yazıyla, bir an olsun aklınızdan çıkmış olabilecek olan ablog sublog blog, yeniden hazıfazalarınıza kazınacaktır umarım.

Facebook 21. yüzyılın iletişim aracıdır, uzay çağının nimetidir ya da marsın yüzeyinde su bulunmuş pipime kadar, Facebook bulunmuş ruhumu okşar, tarzı bir giriş beklemeyin benden sevgili okurlar, keza bekleyenler varsa onları da "made in china" robotlar kovalasın en yakın zaman diliminde.

Facebook dediğimiz olayın ana amacı "aralarında mesafe olan veya istemeden, bir şekilde irtibatları kopmuş olan, çok sık görüşemediğiniz sevdiğiniz kişilerle daimi irtibatta kalmaktır". Şunu bir özümsesin artık herkes, istirham ediyorum biricik okurlarım. Zaman içerisinde "yan amaçlar" da doğmuştur tabii ki ticari kaygılar güdülerek ama bizi olayın çıkış noktasından uzaklaştırmaması lazım. Misalen "biz bunları daha fazla nasıl Facebook'ta tutarız?" sorusuna cevaben, onlarca uygulama yazılmış, onlarca özellik eklenmiştir bu güzide iletişim aracına ki, saatlerinizi bu b.kun başında geçirmenize sebep olur.

İlk hesap oluşturduğunuz andan itibaren, anaokulundan başlayarak beraber eğitim gördüğünüz insanlar, birer birer yer almaya başlamıştır arkadaş listenizde. "Arkadaş" mısınızdır? Hayır. Karşılıklı ekleştikten sonra bir gün mesajlaşmış hatır-gönül sormuş musunuzdur? Hayır. Eee afedersiniz ne b.k yemeye aldınız listenize? Arkadaş sayınız artınca, sanal popüleriteniz yükselip poponuzun yerden yüksekliğini doğru orantılı mı etkiliyor, yoksa diğer sanal popüler insanlarla olan "en çok ben seviliyorum" pariteniz olumlu etkilenip "sanal sevgi borsasına" yön mü veriyorsunuz? Bunları çözebilmiş değilim sevgili okurlar ama beni ekleyeni geri çevirmişte değilimdir bi yandan da, az terbiyesiz değilim.

Şimdi ise gelelim, sosyal açıdan baktığımızda gördüğümüz, Facebook'un yarattığı insan profillerine, ki en zevkle okuyacağınız kısım muhtemelen burası olur benim güzel manolyalarım. Çeşitleri Facebook'un uygulamalarına göre günden güne artan ve genetik mutasyonla yeni özellikler kazanabilen bu canlıları, şimdiki zamanda şu şekilde sınıflandırabiliriz.

1-Statüsüne kurban Emmoğlu'lar:

Bu canlılar, değil hayatlarındaki önemli bir gelişmeyi duyurmak, üzerinde düşündükleri konu bile değiştiğinde listesindeki herkesi bundan haberdar etmeyi bir borç bilirler. Şarkı sözü olur, atasözü olur, film repliği olur, hava durumu olur, sağlık durumu olur, yol durumu olur, artık o gün Allah ne verdiyse belirli periyotlarla güncellerler statüslerini. Uzun lafın kısası, ilgi çekmeye çalışmanın en bariz ve acınası örneğidir Facebook'ta. "Oğlum her statüsümde en az 20 yorum var ya, ben ne muhteşem bir insanım, vazgeçilmezim, arananım, özlenenim,Batman'im, Robin'im" yapay düşüncesinin, sanal alemde vücuda gelmesidir bir nevi. "Kedim k.çını yalıyor acaba bu temizlik mi, pislik mi karar veremiyorum", "Az önce s.çarken biraz zorlandım, yediklerime dikkat etmem gerekiyor", "Tv kumandasında mute'yi ararken kapı çaldı donla açtım", "Iphone'uma kum kaçtı atmaya kürek gerek", "İğne battı, canımı yaktı, tombul kuş" tarzı, an be an yaptıkları hücresel yayınlarla, insanı login olmaktan soğutan bu canlıların sayısı günden güne artmakta ne yazık ki. Hele hele sanatçıların "alkışlarla besleniyorum" yaklaşımını, statüs güncellemesinden sonra, statüsüne yapılan yorumlarda bulur ki bu canlılar, en çok buna dikkat etmek lazımdır. Mümkün mertebe statüsüyle yalnız bırakılmalı, zamanla bunu yapmaktan vazgeçmesi sağlanmalıdır.

2-Paylaşırım, paylaşırım, hepinizi paylaşırım'cılar:

Bu canlılar ise paylaşmanın b.kunu çıkarmayı bırak, çıkardıkları ilk b.ku defalarca tekrar tekrar filtre eder, saf b.ka ulaşmaya çalışırlar. Resim ,müzik, video, yazı, ses, digital ne bulurlarsa, ilk defa insanlığın hizmetine sunarmışçasına paylaşırlar. Paylaşacak yeni bir şey bulamadıklarında krize girerler, ağızlarından köpük çıkarırlar. Bu tip bir vaka ile karşılaşıldığında lütfen sara hastalığı ile karıştırıp, hastanın ağzına burnuna kuru soğan sürmeyiniz sevgili okurlar. Hemen flashdiskinizde sakladığınız Facebook yüzü görmemiş bir kaç dosyayı hastaya vererek olaya müdahalede bulununuz. Erken müdahalenin önemini pek tabii ki su götürmez.

Bu canlıların paylaşımlarına yorum yapmak ise yangına adeta körükle gitmektir. Hatta ve hatta "yangına, körüğü kendi anüsüne saplayıp gitmektir" sevgili okurlar, o kadar ciddi bi durum anlayacağınız. Ata vurulan kırbaçla eşdeğerdir bu yaptığınız. Neyse ki durumun ciddiyetine varan Facebook yönetimi, aynı canlının gönderdiği 3 ten fazla paylaşımı "benzer 868 gönderiyi göster" şeklinde bir link altında toplayarak, anasayfanızı sayfalıktan çıkaran bu "hitler konseptince sabun yapılasıca" canlıların önüne bir nebze de olsa geçmiştir.

3-Bir dokun, bin yorum işit'ciler:

Bu arkadaşlar ise her yeni paylaşıma, statüs güncellemesine, profil resmine, vb. zımbırtılara herkesten önce yorum yapmanın, "sırat köprüsünden rahatça geçebilmeyi sağladığına" inandığını düşündüğüm, atsan atılmaz, satsan satılmaz bir kesimdir. "İlk ben yazdım ki" tümcesinin ruhlarını okşadığı bu canlılar, aynı hırsı ve performansı bilim alanında gösterselerdi, 1.4 milyon $ harcayıp Hindistan'dan fırlattığımız, 10cm kenar uzunluğunda küp uydu yerine Turksat 4a'yı İstanbul'dan biz fırlatıyor olurduk, diye düşünmekten kendimi de alamıyorum kübik karpuzlarım. Yaygın olarak paylaşımların altını chat odasına dönüştüren bu canlılar, Facebook yazılımcılarının ilgisini çekmiş, ve önlem amaçlı "devamı" linki oluşturularak, zor da olsa bu sapkınların önüne geçilebilmiştir. Yeni eklenen bir profil resminin altına, "nerdesin olm sen, kontörüm yok arayamıyorum, akşam 9-10 da maç var unutma, bak zaten bir kişi eksiğiz yamuk yapma" yazabilecek kadar medeni cesaretleri yüksek olan bu arkadaşların cesaretleri, şahsi kanaatimce aptal cesaretinden öteye geçememektedir sevgili okurlar.

4-I like to like it'ciler:

I like to like it, like it, i like to like it, like it, you like to... like it!!! fon müziği eşliğinde otu b.ku beğenen bu arkadaşların işaretleri de, eski Refah Partisi'nin el hareketi olan "ok" manasına gelen Amerika altyapılı işarettir. Sevdiği insanlar, çok afedersiniz "g.tüme kaş göz çizsem daha güzel olabileceğini düşündüğüm bir kozmetikli hal içerisindeyken" çektikleri profil fotosunu, Facebook'a ekler eklemez, ışık hızında beğenirler. "O, bu, şu ,o, yetmedi bi de kendi, bu fotoyu beğendi" şeklinde uzar da uzar "ok" işaretli mavi yazı. Profiline tıkladığınızda baktınız ki ne bulduysa beğenmiş, iyisi mi hiç bulaşmayın sizi de beğenir, durduk yere Allah muhafaza sanal egonuz oluşur. O arkadaşlar da, lütfen biraz seçici olun ya, ölümü görün , ant verdim!

5-Facebook testi Facebook yolunda çözülür'cüler:

Zamanında ÖSS'de başarılı olabilmek adına bir test bile çözmeyen bu canlılar, Facebook yüksek teknoloji enstitüsü sınavlarına hazırlanırcasına, hergün onlarca birbirinden saçma testi çözmeyi misyon edinmişlerdir adeta. Yok efendim, "Behlül, bugün %78.99 mutlu, %11.6 yavşak, %8.22 denyo", "Gülseren, bugün %88.8 kaşar, %6.77 kaltak, %4.82 optimist", vay efendim, "Fahrettin, hangi argo deyimsin testini çözdü ve "At s.kine kelebek konmuş" çıktı" gibi manasız, alakasız ve tiksinç sonuçlara ulaşıldığını gördüğümüz bu testler, bizi derinden bezdirmek bi yana, psikolojimizi de altüst etmektedir. Hele hele "Tankut, Hangi Teletubby'sin testini çözdü ve Po çıktı, sen de hemen bu testi çöz ve hangi Teletubby'sin öğren" notification altyapısıyla, "yeni profil resmime kim yorum yapmış acaba" tarzı bir yaklaşımla baktığımız kırmızı baloncuklu notification kutumuza duyduğumuz hevesimizi kursağımızda bırakan, bu hiçbir maddi manevi değeri olmayan neticelere sahip testleri çözenleri, rabbime havale ediyorum sevgili okurlar, zannediyorum ki O gereğini yapacaktır.

6-Hayranı yok pohpoha, tahterevanla gider hayran olmaya'cılar:

Herkesin ve herşeyin hayranı olabiliteleri tavan yapmış bu kesim, "Rotring Tikky kalemlere", "Mon Ami pastel boyalarına", "Kemal Kükrer nar ekşisine" , "Lycralı kot pantolona" veya bir "smiley"e bile hayran olabilirler. Lakin herşeyi anlarım da sevgili okurlar, şu "hayranı ol " bölümünü basmaz naçiz kafam. Sayfanızı açar açmaz, sağ üst köşede "Aselsan Vibratörleri, Bihter hayranı, Hayranı ol" tarzı bi yazıyla karşılaştığım anda, başkumandan cinim, ordusuna "ilk hedefiniz Erman'ın tepesi" diye emrediyor. Biraz ağır kaçabilir ama, bu tip ota b.ka hayran sayfası açanın da, hayranı olanın da Allah bin belasını versin sevgili okurlar. Mübarek Cuma günü ne şekle soktunuz beni ya imansız kafirler.

7-Şurup gibiyim şurup grup olalım grup'çular:

Bu da zararsız gibi görünen fakat ne b.k yediğini bilmeyen insan kesimine optimum örnek olarak gösterebileceğimiz canlı türüdür sevgili okurlar. "Babasının kızı olanlar buraya"(gizli "piç değilim" ekolü), "Sevgilisine sarılınca ereksiyon olan 1.000.000 abaza bulabilirim diyenler şuraya", "Msn'de konuşma penceresini "Esc" ile kapatıp cevap geldiğinde ne yazdığını unutanlar arkaya", "Sabah uyandığında pipim yerinde mi diye kontrol edenler köşeye", şeklinde incir çekirdeğini doldurmayan temalara sahip binlerce iğrenç grubu kuranın da, üye olanın da, bunlara yazılımsal olarak izin verenlerin de inşallah çoluğundan çocuğundan çıkar sevgili okurlar. Bilgi çöplüğü bile diyemiyorum çünkü çöp olan şeyler zamanında bir amaca yönelik olarak üretilip kullanım süresi dolan şeylerdir. "Dün b.ktuk bugün koktuk" grubunu açmalarını ve orada toplanmalarını istemekten alamıyorum kendimi.

Zaman geçtikçe emin olun ki, farklı uygulamalar neticesinde, şu anda 7 ana sınıfta toplayabildiğim bu sosyal canlıların sınıf sayısı da giderek artacaktır sevgili okurlar, o yüzden mümkün mertebe şaşırmamaya çalışın hayat sürprizlerle dolu. Hatta bu yazıyı okuduktan sonra Facebook'ta, "bir arkadaşınız "Hangi Ablog Sublog Blog - sosyal Facebook sınıfındansın? testini çözdü ve "I like to like it'ciler"den çıktı. Sende çöz ve sonucunu öğren" diye bir notificationla karşılaşırsanız derhal oruç tutun ve namaz kılın, akabinde tespih çekip tövbe edin. İnanmayanları da unutmadık tabii ki. Derhal Google'a "kelime-i şahadet" yazın ve çıkan cümleyi okuyarak müslümanlığa ilk adımınızı atın canlarım. Ayrıca unutmayın ki Ablog Sublog Blog sizi her türlü tehlikeye karşı uyarmaya ve korumaya devam edecek, adeta sanal bir muskanız olacak sevgili okurlar.

Tavsiye tokadı: Kişisel gelişimimize katkıyı Facebook'ta değil, ilimde ve bilimde arayalım canlarım. Her zamanki gibi esen kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails